Get Adobe Flash player

Yararlı bilgiler

Otomobillerin Teknolojik Gelisim Kronolojisi

1680 — Çalisabilen ancak kullanisli olmayan ilk içten yanmali motor 1680 yilinda Hollandali Christiaan Huygens’in yaptigi barutun yanmasi ile çalisan pistonlu makine oldu. Kapali bir silindir içinde patlayan barut kayabilen bir pistona etki ederek pistonun hareket etmesini saglamaktaydi.

1698 — Ingiliz Thomas Savery ilk buharli makineyi yapti

1769 — Ingiliz James Watt uzun süreli çalisan buharli makineyi yapti

1769 — Kendi kendine hareket hareket eden ilk araç Fardier Fransiz mühendis ve topçu yüzbasi

1787 — Oliver Evans Amerikada yolcu tasiyan araç yapmistir.

1801 — Ingiltere’de Richard Trevithick buharli otomobil yapti.

1824 — Içten yanmali motorlarin, özellikle dizel motorlarinin temel ilkeleri, genç bir Fransiz mühendisi Sadi Carnot tarafindan ortaya atildi

1830 — 15 – 20 km hizla giden buharla çalisan 14 yolcu tasiyabilen yolcu otobüsleri imal edildi.

1860 — Ingiliz Parlementosu bütün arabalarin iki sürücüsü ve önünde gündüz kirmizi bayrak gece kirmizi fener bulunmasini sart kosan kanun çikardi. Bu kanun motor gelisim hizini biraz durdurdu. 1896 yilinda bu yasa kaldirildi.

1860 — Hava gazi ile çalisan ticari bakimdan elverisli ilk motor Belçikali mühendis Jean Joseph Etienne Lenoir ( 1822-1901 ) tarafindan yapilmistir.

1862 — Fransiz mühendisi Alphonse Eugene Beau de Rochas (1818-1893) 4 zamanli çevrimin esaslarini ortaya koydu.

1867 — Alman mühendis Nicholaus August Otto ve Eugen Langen (1833-1895), Rochas’in buldugu prensipleri pratige çevirerek dört zamanli çevrime sahip motoru yaptilar.

1876 — Nikolaus August Otto (1832- 1891), ilk dört zamanli gaz motorunu üretti.

1877 - Otto yaptigi motorun patentini Amerikadan aldi.

1878 — Ingiliz mühendisi Dugal Clerk iki zaman esasina göre çalisan ilk motoru yapti.

1880 — Amerika’da George Brayton benzin yakitli motor yapti.

1885 — Benzinle çalisan içten yanmali motora sahip ilk otomobil Alman mühendis Karl Benz tarafindan yapildi

1889 — Viyanali Siegfried Marcus (1831-1898) gelistirdigi motorla viyana sokaklarinda 12 km hizla gezerken halkin panik yasamasina sebep olmus birkaç kaza yapmistir. 17 suçtan mahkemeye verilen Marcus kesif yapmayi birakti.

1890 — Herbert Akroyd Stuart Bir kaza sonucunda kizgin bir yere degen gaz yaginin hava ile karisarak yandigini gördü. Bu olaydan etkilenerek yaptigi deneylerle motorunu gelistirdi ve patentini aldi. Motorunda yakit emilen ve hafifçe sikistirilan hava içerisine bir memeden gönderilerek patlayici ve yanici bir karisim olusturulmaktaydi. Bu karisimin yanabilmesi için cidarlari yüksek derecede isitilan ve buharlastirici adi verilen bir ön yanma odasi vardir. Ana yanma odasina bir kanalla birlestirilen bu oda ilk hareket için disaridan alevle isitilmaktadir. Bu motorda havanin isisinin sikistirma oraniyla arttigi düsünülmediginden verim düsük olmustur.

1890 — Bir Alman mühendis olan Capitaine, Akroyd’un motoruna benzeyen bir motorun patentini aldi. Bu motorlar yarim dizel (kizgin kafali) motorlarin esasini olusturdu.

1890 — Ilk otomobillerin çogu, dislileri olmadigi için yokus çikamiyor, önce durup sonra geriye dogru inmeye basliyordu. 1893’da yapilan Benz Victoria marka arabada bir deri kayisi küçük bir kasnaga bindiren bir kol kullanilmisti. Bu düzenek tekerleklerin daha yavas dönmesini ve yüksek manivela gücünün arabayi yokus yukari tirmandirmasini sagliyordu. Zincir çekisli Velo tipi araçtada bu sekilde üç ileri bir geri kasnagi vardi. Çekisin kolaylikla arka tekerleklere iletilmesi için motor her zaman arkaya ya da sürücünün altina konuyordu.

1892-1897— Münih yüksek teknik okulu mühendislerinden Rudolf Diesel dizel motoru yapti ve gelistirdi.

1893 — Amerikanin ilk basarili otomobili “duryea” , J.Franck ve Charles Edgar Duryea tarafindan yapilmistir.

1894 — Ilk resmi otomobil yarisi düzenlenmistir

1898 — Fransa Otomobil Kulübü (AFC) Paris'teki Les Tuiliers'in günesli bahçelerinde ilk otomobil fuarini organize etmistir.

1902 — Istenildiginde benzinli istenildiginde elektrik motoruyla ilerleyebilen ilk araci 27 yasindayken Ferdinand Porsche yapmistir. 1902 yilinda “Mixte-Wagen” adini verdigi araci tanitmistir. Viyanali bir fayton üreticisi olan Ludwig Lohner ile birlikte çalisan Porsche 4 silindirli bir Daimler motoruna aküler, bir jeneratör ve elektrik motorlari ekledi. Bu haliyle Mixte benzinli motor stop edildiginde bile akülerin çalistirdigi elektrikli motorla ilerlemeye devam edilebiliyordu.

1903 — Fransiz Gustave LIEBAU ilk emniyet kemerini tasarladi ve patentini aldi

1904 — Kisa adi FIA olan Uluslararasi Otomobil Federasyonu kuruldu

1905 — Isveçli mühendis Alfred Büchi egzoz gazlarindan yararlanarak çalisan bir türbin vasitasiyla dört silindirli bir motora asiri hava yüklemeyi basardi.

1905 — Ilk 4WS ve 4WD sistemi Latil marka traktöre uygulandi1905 — Ilk tampon takilan araç Ingilterenin Kilburn kentindeki Simms Manufacturing Co. tesislerinde üretilen 20 HP gücündeki Simms-Welback marka araçtir. Ayni yil tamponun patentinin F.R. Simms tarafindan alinmasina karsin aslinda bu fikir yeni degildi 1897 yilinda Moravya’daki Imperial Nesseldorf vagon fabrikasinda yapilan çek mali Prasident marka otomobilin önüne tampon konmus ancak Viyana yakinlarinda yapilan denemelerde ilk 10 milden sonra tampon düstügü için bir daha takilmamistir

1908 — ABD'li Henry Ford T modeli adindaki ilk seri üretim otomobili yapti. Ilk üretim bandi fikrinin de babasi olan Ford 1913 de günde 1000 araba üretebiliyordu

1918 — Ingiltere’de “ Royal aircraft establishment “ fabrikalari mekanik püskürtmeli dizel yakit sistemini gelistirdi. Böylece yüksek devirli dizel motorlari olusturularak hafif tasitlarda kullanilmasina zemin hazirlandi.

1919 — Avrupanin ilk seri üretim otomobili Type A Citroen tarafindan piyasaya verildi. Citroen ayni yil dünyada ilk organize satis sonrasi hizmetleri yapilandirdi.

1920 — Voisin firmasi hidrolik olarak çalisan ABS'nin atasi üzerine çalismalar yapti." Frenlemenin tekerlekleri kitlemesini önleyici donanimi " tanimiylada Almanyada 671925 nosuyla ilk patentini aldi

1924 — Citroen dünyanin ilk çelik karasörlü otomobili B10’üretti

1924 — MAN'in ürettigi bir kamyon direk enjeksiyonlu dizel bir motoru kullanan ilk vasita oluyordu

1934 — Citroen seri olarak önden çekisli araç üretmeye basladi

1938 — Citroen Hidropnömatik süspansiyon sistemini icat etti

1938 — Isviçreli kamyon üreticisi Saurer ilk turbo motorlu kamyonu üretti

1938 — Klima'yi standart olarak kullanima sunan ilk marka Studebaker Commander'dir

1938 — GM tasarimcisi Harley Earl ilk elektrikli cam sistemini Buick y'ye monte etti.

1954 – Döner Pistonlu Motor (Rotary-Wankel motoru) Felix Wankel tarafindan gelistirildi

1957 — Ilk hiz sabitleyicisi (cruis control) Imperial marka araçta kullanildi.

1958 — Isveç'teki Volvo Fabrikasinda mühendis olan Nils Bohlin Üç noktali emniyet kemeri olarak bilinen sistemin patentini aldi.

1961 — Türkiye %100 yerli ilk otomobilini üretti. bknz:Devrim (otomobil)

1962 — Ilk seri üretim turbo motorlu otomobil Chevrolet Corvair Monza tanitildi. Daha sonra bu modeli Oldsmobile F85 Jetfire takip etti

1963 - Wankel motoru ilk kez NSU Spider marka araçta kullanildi

1967 — Ingiliz otomobil firmasi Jensen Ilk ABS'yi otomobillerine uyguladi

1973 — Avrupa'da seri olarak turbo motorla üretilen ilk otomobil BMW 2002 oldu.

1978 — Modern ilk ABS sistemi BMW 7 serisi ve Mercedes S serisinde uygulandi

1984 — Turbo üreticisi Garrett intercooler adini verdigi bir turbo sogutucusu gelistirdi. Bu sayede türbine giren hava sogutularak turbonun performansi artirildi

1986 — Çift turbo takilan ilk araç Porsche 959 oldu

1987 — Bosch ilk üretici olarak ABS sisteminin daha gelismisi olan ASR sistemini piyasaya sürmüstür

1993 — Fiat Croma TdiD degisken geometrili turboyla donatilan ilk otomobil oldu. Sistem düsük motor devirlerinde turbonun verimini önemli oranda artiriyordu.

1995 — Bosch 1995 yilinda ESP sistemini aktif sürüs emniyetini saglamak üzere üretime almistir. Özellikle virajlarda ve ani yol degisikliklerinde ESP sistemi, yildirim hizi ile motor, sanziman ve frene müdahale ederek aracin savrulmasini önler.

2004 — Çift turbo takilan ilk seri üretim dizel motorlu otomobil BMW 535d oldu

2005 — Mercedes üç turbolu v6 dizel motorla donatilmis konsepti Vision SLK 320 Cdi’yi Cenevre otomobil fuarinda tanitti.
 

 

Amblemler ve Anlamlari

AUDI: Amblemdeki dört yüzük araba birligi için bir araya gelip ittifak kuran dört firmayi simgeliyor. Audi ismi, firmanin eski yöneticilerinden olan mühendis August Horch tarafindan verildi... Markaya kendi ismini vermeyen Horch, Latince'deki karsligi olan Audi'yi buldu.

ALFA ROMEO: Asaletin Simgesi
Alfa Romeo amblem tasarimi, Italya'nin Milano sehri ile ülkenin soylu ailesi Visconti etrafina dönüyor... Kirmizi haç soylulugu, beyaz zemin halki ve köylüleri simgeliyor. Taç giymis engerek yilani ise soylu Visconti ailesi'nin armasindan alindi.

BMW: Bayern Motor Werken. Yani Bayern Motor Waken demek Bayern Motor Sanayi
Sadece fabrikanin isminin bas harfleri verilmis. BMW'nin amblemindeki mavi beyaz renkler, Almanya'nin Bavyera eyaletinden geliyor. 1929yilindan bu yana uçak ve motoru üreten BMW, amblemde de üretime uygun lastik içinde dönen pervane figürüne yer veriyor... daha sonra araba üretimine baslayan BMW arabalarinda da ayni amblemi kullanmayi tercih etti.

CITROEN: Logosunun çok enteresan bir hikâyesi var.
Citroeni yapan bu kisinin asil amaci o zamanlar güçlü otomobiller gibi büyük firmalara kafa tutmakmis. Sirf bunun için yaptigi arabada çok sira disi özellikler varmis. Adam öyle bir yapmis ki mesela yaptigi otomobilin 4 tekerleginden herhangi biri çikarilinca araba diger 3 tekerlek üzerinde çok rahat bir sekilde hareket edip yoluna devam edebiliyormus Neyse ayrica bu arabanin muciti yaptigi arabasinin maksimum hizdayken bile virajin sertligi ne olursa olsun hiçbir virajda hiçbir sekilde kesinlikle savrulmayacagini idda ediyormus. Ve öyle ki söyledigi o maksimum hizda diger otomobil sirketlerinin arabalarinin savrulmamasi imkânsizmis. Ardindan bu adam söyledigi o biri olursa o kisi arabadan sag çiktigi takdirde o kisiye bedava araba yapip verecegini de idda edip herkesin dikkatini çekmeyi basarmis. Bu derece güveniyormus yaptigi arabaya. Vel hâsil kelam epey bir insan denemis ama savurmayi basaramamis hiçbiri. Sonunda bu adamin oglu denemeye karar vermis. Oglu da askeriyede ÇAVUS mus. Adamin oglu denemis ve savurmayi basarmis. Ama sonuçta savrulmanin etkisiyle çok feci sekilde can vermis. Adam günlerce üzülmüs aglamis. En sonunda oglunun anisina oglunun askeriyedeki rütbesi neyse artik( çavus) rütbesinin isaretini bu arabaya logo yapmis . Fransizlarin çift açili çavus amblemi, daha önce baska bir Citroen ürünü olan dili çarklarda kullaniliyordu. 1919 yilinda araba yapimina baslayan Fransizlar, ürettikleri ilk arabalarinda da çift açili amblemi kullanmayi uygun buldular

CHRYSLER: Yeni Arabalara Eski tasarim
Firmanin kurucu ve sahibi Walter Chrysler'in istegi üzerine, 1998 yilindan sonra üretilen Chrysler modellerine 20'li yillardaki eski amblem takilmaya baslandi.amblemdeki daireler lastigi, simsekler ise hizi simgeliyor.

FERRARI: Hediyelik Beygir
Italyan kontesin 1923 yilinda firma kurucusu Enzo Ferrari'ye hediye ettigi at maskot, Ferrari'nin amblemini teskil etti. Amblemdeki ana renkler sari ile kirmizi, firma sahibinin yasadigi komsu sehir Modena'yi ve yarisa olan sevgiyi simgeliyor.

FIAT: Özüne dönüs
Fabrica Italiana Automobili Torino. Gerçek ismi uzun oldugu için firma sahibi kisaltmayla firmanin marka amblemini olusturdu. basit amblem 60 yil aradan sonra 1990 yilinda defne agaci çevreli daire içine yerlestirildi. Amblem firmanin uzun geçmisini ve spor alanindaki basarilarini simgeliyor.
FORD: kurucusu HENRY FORD un ismidir.
Mavi plaka üzerine süslü püslü harflerle yazili Ford, nostaljik bir geçmisi animsatiyor. 1903 yilindan bu yana kullanilan Ford ambleminde, geçici bir süre için Köln Katedrali'nin silueti yer almis.

JAGUAR:Hizli kedi
araba ve kedi. Güç ve zariflik. Jaguar, arbalarindaki ziplayan kedi figürünü, meydana gelebilecek kazalarda, yayalarin yaralanma riskini azaltmak içn degistirdi. Firma, ürettigi yeni modellerine jaguar yerine, jaguar resimli bir plaket monte ediyor.

HYUNDAI : Hyundai, Güney Koreli otomobil üreticisi ve çelik sanayicisi firmadir. Kore dilinde Hyundai simdiki zaman, asri zaman anlamindadir. Hyundai, aralarinda insaat müteahhitligi, otomobil, gemi yapimi, sigortacilik, elektronik, lojistik de bulunan pekçok alanda etkinlik göstermektedir.
Kore dilinde Hyundai simdiki zaman, asri zaman anlamindadir

HONDA : Honda Baslica ürünleri otomobil, kamyon ve motosiklet olan bir Japon otomotiv markasidir. markanin ismi kurucusunun soy isminden gelmektedir. Sohiciro Honda ve Taico Fujisawa.. Amblemin anlamiysa bilinmemektedir.

MAZDA: Mahkeme karariyla yeni amblem
Renault'a büyük benzerligi nedeniyle, açilan davayi kaybeden Japon araba üreticisi Mazda, yeni bir amblem olusturmak zorunda kaldi. Mazda, kanatlarini açmis bir kartal figürünü amblem olarak kullaniyor.

LANCIA: Mizrakli amblem
Direksiyon ile bir bayrak Italyan arabasi Lancia'nin bütün zarifligini ortaya çikariyor. Mizrak seklindeki amblemin, firmanin kurucusu, yarisçi Vinceno Lancia'nin soyadi ile iliskili. Italyanca Lancia'nin Türkçe karsiligi mizrak anlamina geliyor.

MASERATI: Maserati kardeslerin dogdugu Bologna'da bulunan fiskiyeli havuz logoya ilham vermis. Rönesans döneminden kalma havuz, denizlerin tanrisi Neptün'e ithaf edilmis. Neptün'ün sembolü üçlü çatal da logo olarak seçilmis.

MERCEDES: hirsizlarin en çok ragbet gösterdigi bir figür dünyada en çok taninan markalar arasinda yerini alan Mercedes'i, üç ayakli yildiz figürü, markanin kara, hava ve sudaki,gücünü tanimliyor. Mercedes ambleminin mucidi Daimler. Mercedes amblemi, dünyada en çok taninan marka olmanin yani sira en çok çalinan figür olarak ta ilk sirayi aliyor

MERCEDES BENZ: Daimler Chrysler ile ortak calisip bir araba yapan CARL BENZ isim bulamayinca bir tek kizi olan MERCEDES-BENZ'in ismini bu arabaya verir.

MITSUBISHI: Samurai erdemi Üç kanatli baklava seklindeki amblemde, Samurai armasindan esinlenilmis. firmayi kuran iki Japon aile, tercih ettikleri amblemin sorumluluk bilincini, centilmenligi ve cemiyetler arasi uyumu simgeledigine isaret ediyor.

NISSAN: Günes ve dürüstlük Markanin, daire içine yazilmis ismi, günesin dogusu ile Japon bayragindaki beyaz zemin içindeki kirmizi noktayi simgeliyor.Amblem, dürüstlügü ve samimiyeti sembolize ediyor.

OPEL: kurucusu "ADAM OPEL"in ismidir. Opel, önceleri sadece dikis makineleri üretiyordu... 1899 yilinda araba üretmeye baslayan Opel, ambleminde tekerlek içinde simsege yer veriyor. Amblemdeki tekerlek güveni, simsek ise hizi simgeliyor.

PEUGEOT: Aslanin gücü Peugeot'un asli isi testere ve testere levhalariydi. Bir aslan gibi "güçlü" sloganiyla satilan bu ürünlerdeki aslan amblemini Fransizlar, daha sonra ürettikleri arabalarda da kullanmaya basladi.

PORSCHE: Suebyali'nin gururu Porsche amblemi, 1952 yilindan bu yana Suebya milliyetçiligini öne çikartan simgelere yer veriyor... Amblemdeki siyah at, Almanya'nin Stuttgart sehrinin armasindan. Geyik boynuzu ile kirmizi-siyah çizgiler ise Almanya'nin Württemberg köyünün flamasindan alinti.

RENAULT: Kübist baklava sekli Renault baklava seklinin bulunusu 30'lu yillara dayaniyor.Amblem klasik ve durgun sekli ile gelecegi simgeliyor. 1992 yilinda küçük degisiklerle, su an bütün Renault'larda kullanilan yeni bir tasarim yapildi.

ROLLS ROYCE: Sevimli emily Lüks marka Rolls Royce'un kaputundaki zarif sekil 1911 yilindan geliyor. Sekil, tasarimcinin sevgilisini temsil ediyor. Orijinal adi "Spirit of ecstasy"(yeniligin ruhu). Sekle, halk dilinde "emily" adi verildi.

ROVER : Rover (MG Rover Grubu) Birmingham`da yer alan Britanyali otomobil üreticisiydi. Nisan 2005`te borcundan dolayi iflas etti. Temmuz 2005`te Çinli Nanjing Otomobil Grubu tarafindan satin alindi, fakat henüz üretime tekrar baslanmadi.

SAAB: Anka kafasi Isveç araba yapimcisi amblemde vatan severligini ortaya çikartiyor. Amblemde, firmanin merkezinin bulundugu Schonen eyaletinin amblemindeki taç giymis "anka" kafasina yer veriliyor.


SEAT: Ispanyol’un S'si ilham verdi. 90'li yillarin basinda VW ile birlesmesiyle Ispanyol araba yapimcisi, VW amblemin üstüne prestij, ilericilik ve dinamikligi simgeleyen büyük S harfini yerlestirdi.

SKODA: Çek sembolü. Skoda'nin daire içindeki kanatli ok, hayal eymeyi, itina göstermeyi, hiz ve ilerlemeyi sembolize ediyor. Firma, kullandigi amblemle, bütün arabalarin bu vasiflara sahip oldugunu göstermek istiyor.

SUBARU: Japon Yildizi Subaru'nun amblemi, 6 Japon araba üreticisinin birlesmesi ile ortaya çikti. Oval içindeki 6 yildiz, bir araya gelen firmalari sembolize ediyor.

SUZUKI: Logosu için yarisma düzenlendi. Suzuki amblemi,300 güzel sanatlar akademi ögrencisini katildigi bir tasarim yarismasiyla ortaya çikti.Firma yetkilileri, "Uzlastirici" bulduklari büyük "S" harfini,yüzlerce amblem arasindan seçti. Amblem, 1961 yilindan bu yana Suzuki markasini temsil ediyor

TOYOTA: Müsterilere sevgiler Japon firmanin kurucusu Kirchiro Toyoda, 1937 yilinda üçlü elips kombinasyonu ile güçlü markasinin amblemini olusturdu. Elipsler, araba ile müsteri arasindaki sicakligi, ekip ruhunu ve modernizasyonu temsil ediyor.

VOLKSWAGEN: Vw amblemi Porsche mühendisi Franz Xaver tarafindan bulundu. Ekim 1948 yilindan bu yana markanin iki harfi Almanya'nin Wolfsburg sehrini sereflendiriyor.


VOLVO: isveç'in savas tanriçasiVolvo arabalarini, Isveç'in çeligini sembolize eden daire ve ok süslüyor.Amblemin yaraticisi, demir silahlarla donatilmis savas tanrisi Merih'i simgeledigi figürde, ayni zamanda markanin saglamligina isaret ediyor.
 

 

 

Araba Terimleri ve Anlamları

A-SÜTUNU: Otomobilin orta gövdesinin önünde yükselen, tavani tasiyan sag ve sol kösede bulunan ve içinde pasif güvenlik unsuru destekleri olan sütun.

ABAT-VENT: Speedster otomobillerde kullanilan alçak ön cam veya rüzgar kesici çikinti.

ABAXIAL: Dingil harici yapi.

ABC (Active Body Control): Otomobilin yanlara, öne ve geriye dogru kasilmasini engelleyen Mercedes patentli hidro-elektronik sistem.

ABS (Anti Block System): Sert frenajda veya kaygan zemin üzerinde tekerleklerin kilitlendigini sensörler yardimi ile algilayan, milisaniyeler içinde fren disklerinin tekerleklerin tutunma islemi baslayincaya kadar sikilip bosaltilmalarini ve bu sayede sürücünün en zorlu sartlarda bile direksiyon hakimiyetini korumasini saglayan elektronik sistem. Ani frenajlarda cisimden kurtulmaya olanak saglayan ABS birçok otomobil markasi tarafindan standart ve istege bagli olarak kullaniliyor.

AC (Air Conditioner): Klima sisteminin kisaltmasidir.

ADB (Automatische Differantial Bremse): Standart kilitli diferansiyellerin elektronik devreli bir versiyonu.

ADEZYON: Sivilarin veya madenlerin birbirlerine yapismasini saglayan kuvvete adezyon denir.

AERODINAMIK: Hareketli bir cismin hava akimi içindeki davranisinin incelenmesine aerodinamik denir. Ilk olarak uçaklari incelemek için gelistirilmistir. Modern otomobillerin sekilleri yuvarlaklastirilarak hava otomobilin çevresinden kolayca geçebilmektedir. Bu da havadan kaynaklanan sürtünmeyi azaltir. Bu sayede otomobilin dengeli yol almasi ve yakit tüketiminin azalmasi saglanir.

AFS (Active Fahrwerks Stabilierung): Temel olarak ABC ile ayni islevi görür. Sistem Citroen Xantia Activa'da kullanilmaktadir.

AKICILIK DERECESI (Vizkozite): Bir sivinin dar bir bogazdan akabilmesine o sivinin akicilik derecesi denir. Bu, belli bir hacimdeki sivinin belli bir çaptaki delikten akma zamanidir.

AKS: Otomobil eksenine dik, tekerleri tasiyan bir veya birden fazla tekerlegi barindiran bir mildir.

AKSELERASYON: Otomobilin hizlanmasi.

AKTARMA ORGANLARI: Motor gücünü tekerleklere aktaran organlardir. Pek çok parçadan olusur ve motor gücünü tekerleklere sanziman üzerinden aktarir.

AKTIF GÜVENLIK: Otomobilin kaza pozisyonuna girmesini engellemeye çalisan ve güvenligi arttiran elemanlarin tümü. ABS ve BAS sistemlerine sahip frenler, yol tutusu maksimize eden ESP, gelismis süspansiyon sistemi, iyi durumdaki lastikler gibi faktörler.

AKÜMÜLATÖR: Akümülatörler elektrik enerjisini kimyasal enerji halinde depo eder, devrelerine elektrikli alicilar baglandigi zaman bu kimyasal enerjiyi tekrar elektrik enerjisine dönüstüren araçlardir. Motorun hareketinden elektrik üreten parça olan alternatör, motor çalismazken elektrik üretemez. Bu nedenle akümülatöre ihtiyaç duyulur. Motor çalismadigi zamanlar kullanilmak üzere elektrik enerjisi depolar.

ALB (Anti Lock Brakes): ABS'nin ilk ve basit sekli. Kizaklayan tekerlekleri hizli ritimde birakip tekrar tutan fren sistemi.

ALTERNATÖR: Alternatif akim üreten ve düsük motor hizlarinda bir dinamodan daha yüksek enerji üreten jeneratör. Sarj dinamolarinin aksine dalgali (alternatif) akim meydana getir. Bisiklet dinamolarina benzer bir biçimde çalisarak elektrik üretir.

ALT ÖLÜ NOKTA (A.Ö.N): Pistonun silindir içinde inebildigi en alt noktada, yön degistirmek için bir an durakladigi yerdir. Kisaca A.Ö.N. olarak belirtilir.

AMPERMETRE: Aküye girip çikan akim miktarini ölçen ve gösterge tablosunda bulunan bir ölçü aleti.

AMORTISÖR: Otomobilde yaylari frenleyerek ani yaylanmalari önleyen ve sarsintilari azaltan düzenek.

ANA YATAKLAR: Ana yataklar, motorda krank milini tasiyan yataklardir.

ANTIFRIZ: 0 derece ve altinda radyatör suyuna katilarak suyun donmasini önleyen kimyasal madde. Antifriz ayrica radyatörü ve sogutma sistemini pas ve korozyondan korumak amaciyla da kullanilir.

AQUAPLANING: Su birikintilerinden geçerken lastiklerin profilinden suyun kenara çikamamasindan kaynaklanan aracin lastiklerinin yerle ile temasinin kalmamasi sonucunda suya girdigi yönde veya tam olarak savrularak hareket etmesi.

ASC+T (Automatische Stabilitäts Control+Traktion): BMW'de kullanilan elektronik çekis kontrol sistemi olup, sürekli arka tekerleklerin durumunu gözlemleyerek bir kayma olup olmadigini denetler. Arka tekerleklerde bir kayma olursa ASC+T devreye girip frenleri ve motoru kontrol ederek otomobilin yolda kalmasini saglar.

ASR (Anti Schlupf Regelung): Kaygan yol kosullarinda özellikle kalkis aninda otomobilin patinaj yapmasini engelleyen sistem.

ATALET: Bir cismin herhangi bir hareket yönüne veya hiz degisikligine karsi gösterdigi dirençtir.

ATESLEME AVANSI: Silindirde sikistirilan yakit-hava karisiminin ateslendikten sonra tamamen tutusabilmesi için gereken süredir.

ATESLEME BOBINI: Atesleme sisteminde transformatör gibi görev yaparak batarya voltajini binlerce voltaja yükseltir. Bu yüksek voltaj bujinin tirnaklari arasinda kivilcim meydana getirir.

ATESLEME NOKTASI: Motorinin sikistirilma sonucunda silindir kafasindaki sicak gazlarin içine püskürtüldügü anda kendiliginden ve hemen ates alma sicaklik noktasina atesleme noktasi denir.

ATESLEME SIÇRAMASI: Yanlis bujinin karisimi tutusturmasina atesleme siçramasi denir. Atesleme siçramasi genellikle buji veya distribütör kapaginin ya da tevzi makarasinin hatali olusundan meydana gelir.

ATESLEME SIRASI: Motor silindirlerinin ateslenme sirasi veya silindirlerde güç zamaninin meydana gelis sirasidir.

ATESLEME SISTEMI: Silindirlerde sikisan hava-yakit karisiminin yakilabilmesi için bujilere yüksek voltajli kivilcim saglayan sistem. Batarya, atesleme bobini, distribütör, kontak anahtari, kablolar ve bujiler bu sistemin parçalaridir.

ATMOSFERIK BASINÇ: Dis hava agirliginin asagiya dogru basma kuvvetine atmosferik basinç denir.

AWD (All Wheel Drive): 4 tekerlekten çekis sistemi. Bu tip otomobillerde motor gücü dört tekerlege birden aktarilir.

AWS (All Wheel Steering): Direksiyonun dört tekerlegi birden yönlendirebildigi sistem.

AUTODIMMING: Dikiz aynalarinda kullanilan duyarli aynanin isigi daha yogun kirarak, kararmasi.

AYARLAMA: Motorun en iyi sekilde çalisabilmesi için yapilan motor ayarlari.

BAKIR KURSUN YATAKLAR: Genellikle dizel motorlarinda yaygin bir sekilde kullanilan yatak çesididir.

BALANST REZISTÖR DEGERLERI: Elektronik atesleme sistemi iki rezistör ile korunur. Bunlar, 0,55 ohm olan normal devre direnci ile 5.ohm olan yardimci devre direncidir.

BALATA (FREN PABUÇLARI): Yarim daire seklinde kavis verilmis metal bir parça. Üzerine isiya karsi oldukça dayanikli olan balata perçinlenmistir. Frene basildigi zaman bu balata kampanaya sürterek frenleme etkisi gösterir.

BAS (Brake Assist System): Panik frenlemede fren hidroligi içindeki basinci arttiran ve her tekerde esit fren gücünün olusmasini saglayan sistem.

BASINÇLI KAPAK: Suyun kaynamasini ve kaybini önleyen, sogutma sistemini basinç altinda çalistiran supapli bir kapaktir.

BASKI YATAGI: Debriyaj pedalina basildiginda, baski parmaklarini bastirarak motor ile güç aktarma organlarini birbirinden ayiran mekanizmadir.

BATARYA: Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden ve akim kaynagi olarak kullanan düzenek.

BENZIN: Ham petrolden elde edilen ve otomobillerde yakit olarak kullanilan bir hidrokarbondur.

BENZIN MOTORLARI: Buji ile ateslenen, benzin veya benzin türevi yakit kullanan motorlara benzin motorlari denir.

BENZIN YANMASI: Benzin-hava karisimi silindir içinde sikistirma zamani sonunda, bujinin meydana getirdigi kivilcim neticesinde düzenli olarak yanmaya baslar. Hiçbir zaman patlamaz. Normal yanma bujide baslar ve sonra bir alev dalgasi halinde atesleme odasini kat eder.

BERABER ÇALISMA: Çok silindirli motorlarda genellikle silindirlerin ikiser ikiser beraber çalismasidir. Örnek olarak dört silindirli bir motorda, birinci silindir ile dördüncü silindir pistonlari ikisi beraber ve üçüncü silindir ile ikinci silindir de beraber çalisir.

BEYGIRGÜCÜ: Motor tarafindan üretilen gücün birimi. 0, 7457 kw'a es degerdir.

BILESIK YAGLAR: Bu tip yaglar genellikle ince yaglar olup, SAE numarasi yüksek yaglarin özelliklerini karsilamak için içlerine bazi kalinlastirici katiklar katilmis yaglardir.

BI-XENON: Bi-Xenon farlar, günümüzün en gelismis ve en güçlü far teknolojilerinden biridir. B-xenon ismi, uzun ve kisa farlar için iki ayri xenon ampul kullanilmasindan gelmektedir. Xenon farin dalgaboyu ve dolayisiyla maviye yakin olan rengi günes isigina çok yakin oldugu için, gece sürüsünde karsidan gelen sürücünün gözünü almaz ve yansimayi en aza indirir. enon gazinin içinden geçen isik, 70 mm çapindaki hareketli lensten yansiyarak genis ve uzun mesafeli "uzun far" etkisini yaratir. Bu farlar günümüzde bir çok otomobilde standart ve istege bagli olarak sunulur.

BIYEL CIVATALARI: Biyel civatalari, biyel kepini biyel basina baglayan civatalardir.

BIYEL KEPI: Biyel ile biyel muylusu arasindaki baglantiyi saglayan parçadir.

BIYEL MUYLUSU: Biyelin krankta baglandigi yüzeydir.

BIYEL YATAGI: Biyel basinda bulunan, içinde krank mili biyel muylusunun döndügü yataktir.

BIYELLER: Piston ile krank mili biyel muylularini birlestiren parçalardir.

BOGAZLI KARTEL: Yanlardan üst kartele, önden ve arkadan kavis biçiminde, ön ve arka ana yatak kepine oturan kartellere bogazli kartel denir.

BOXER MOTOR: Silindirlerin ayni, genellikle tam yatay, düzlemde (180 derece) karsilikli olarak çalistigi, otomobile ekstra denge saglayan motor.

BUHAR TAMPONU: Karbüratöre dogru olan benzin akisinin, yakit sistemindeki benzinin buharlasmasi nedeniyle gecikmesi veya durmasidir.

BUJI: Iki elektrod ve porselenden olusan parça. Silindir içindeki sikismis hava-yakit karisimi, bujinin elektrotlari arasinda olusan yüksek voltajla ateslenir.

BUJI ARIZALARI: Buji arizalari genellikle motora göre uygun sicaklikta buji kullanmamaktan, bujinin yanlis yerlestirilmesinden veya motordaki atesleme sistemi ya da yakit sistemi arizasindan meydana gelir. Genellikle görülen buji arizalari, üst porselenin çatlamis veya kirilmis olmasi ve burun porseleninin çatlak veya kirik olmasidir.

BUJI SICAKLIGI: Silindir içine emilen benzin-hava karisiminin yanma zamaninda meydana getirdigi isi enerjisi yaklasik olarak 2000 - 2500 derece arasindadir.

BUJI TIRNAK ARALIGI: Bataryali atesleme sisteminde buji tirnak araligi genellikle 0,6 - 0,8 mm arasindadir.

BURÇ: Yatak görevi gören silindir bir parçadir.

BURÇ AÇICI ZIMBA: Burçlari bulunduklari yerde sikistirmak için kullanilan alettir.

CABRIOLET (Cabrio): Normal dört kisilik binek otomobillerin üstü tümüyle açilabilen karoser tipi.

CBC (Cornering Brake Control): Arka akstaki frenlerin optimal kullanimini saglayan yardimci fren sistemi. Fren sisteminin içinde hidroligin en dogru sekilde dagilimini saglar.

CD: Hava direnci katsayisi. Bir otomobilin ne kadar hava direnciyle karsilasacagini gösterir. Hava sürtünmesi azaldikça otomobilin yakit tüketimi de azalir. Otomobil firmalari bu katsayiyi azaltmak için yeni tasarimlar gelistiriyor.

CDI (Common-rail Direkt Injection): Bosch tarafindan gelistirilen dizel yakitin yaklasik 1350 bar basinç ile yanma odasina püskürtülmesini saglayan sistem. Mercedes'in kullandigi bu sistem diger markalar tarafindan TDI (Audi, VW, Seat, Skoda), JTD (Fiat), veya DTI (Opel) olarak adlandirilir.

COMAND: Yeni nesil otomobillerde navigasyon sistemi, telefon, saat, TV alicisi, radyo, kaset ve CD çalardan olusan müzik sisteminin hepsine kumanda eden sistem.

COMBI: Insan tasimaciliginda kullanilan ticari araçlara verilen ad.

COMMON RAIL: Dizel motorlarda daha yüksek basinç saglayan ve performans/ekonomi oranini ideale yaklastiran enjeksiyon sistemi. Common-rail sisteminde "kütük" adi altindaki bir dagiticidan silindirlere yakit gönderiliyor. Common-rail sisteminde her enjektörden silindirin o anlik ihtiyaci kadar motorin geçiyor. Böylece yakit tüketimi azaliyor ve performans artiyor.

COMPACT: Orta sinif otomobillerin karoser biçimi için kullanilir.

CONTA: Motorda, birlestirilen parçalarin arasina sizdirmazlik saglamasi için konulan, çesitli malzemelerden yapilan plakalar.

CONTA YAPISTIRICISI: Contalara sürülen yapistirici bir maddedir.

COUPE: Yaninda tek kapisi olan otomobil tipi.

CRUISE CONTROL (Otomatik hiz kontrol): Sürücünün ayagini gazdan çekmesine olanak taniyarak, otomobili belli bir hizda tutabilen bir sistemdir. Bu sistemde, araç ayarlanmak istenilen hiza ulastiginda ilgili sistem ile ilgili bir dügmeye basilir ve ayak gaz pedalindan çekilir. Sistem devreden çikarilmak istendiginde tekrar gaza basmak ya da ilgili dügmeye tekrar basmak yeterlidir.

CVT (Continuosly Varible Transmission): Sürekli degisken sanziman olarak adlandirilan bu sistemde disli çemberleri birbirlerine bir çelik bantla bagli bulunur. Böylece kademesiz bir vites kontrolü saglanir.

CVVT: Elektronik olarak degisken supap zamanlamasi ile çalisan motor.

ÇAMUR PERDELERI (TOZLUKLAR): Oynak parçalara toz ve pislik girmesini önleyen, kauçuktan yapilmis koruyucular.

ÇAMURLU TORTU: Karterin içinde zamanla biriken toz, pislik, yag ve su karisimi olan oldukça yapiskan bir tortudur.

ÇAN AGZI: Asinmis olan silindirik bir parçanin daha fazla asinmis olan tarafidir.

ÇAP KUMPASI: Mil çapini, delik iç çaplarini ve parça kalinliklarini ölçebilen bir ölçü aletidir.

ÇAPAK: Madeni bir yüzeyden kesici aletle kesilen küçük metal zerreciklerdir.

ÇAPRAZ KUSAKLI LASTIK: Katlardaki iplikler diyagonal olarak yerlestirilmis lastik.

ÇAPRAZ TIP KARDAN MAFSALI: Bu mafsallar esas olarak birbirleri ile 90 derecelik açi yapacak sekilde bir istavrozla tutturulmus olan ve ana safta bitisik olan iki kelepçeden meydana gelmistir. Çapraz tip mafsalin yaglama islemi mafsalin yapimina baglidir.

ÇARPMALI YAGLAMA SISTEMI: Çarpmali yaglama sistemi, yag pompasinin karterdeki motor yagini yag çanagina basarak, çanagi daima dolu bulundurmasi seklinde çalisir.

ÇEKIS MILI: Gücü dogrudan tekerleklere aktarir.

ÇEKTIRME: Bir paçanin digerinden hasar yapmadan çikarilmasinda kullanilan bir tamir takimidir.

ÇEVRIM: Bir motorda is elde etmek için tekrarlanmadan meydana gelen olaylarin toplamina bir çevrim denir. Dört zamanli motorlarda bir çevrimin tamamlanabilmesi için pistonun dört hareketine (krank milinin iki tam devir yapmasina) gerek vardir. Dört zamanli motorlarda bir çevrim, Krank milinin 720 derecelik dönüsü ile tamamlanir.

ÇIKIS MILI: Gücü tekerleklere aktarir. En büyük viteste giris miliyle çikis mili ayni hizda döner, böylece otomobil hizli gider.

ÇIVILI LASTIK: Karli ve buzlu yolda kullanim içindir. Ayrica yaris otomobillerinde kullanilir.

ÇIZILMIS YÜZEY: Çizilmis ya da kanal açilmis yüzey. Silindir yüzeylerinin pistonla beraber asagi yukari hareket eden atiklarla veya zimpara taneleri yardimiyla çizilmesi gibi.

ÇOK AMAÇLI GRESLER: Lityum sabunlu greslerdir. Orta kivamda, suya dayanikli oldugundan aracin her yerinde kullanilabilir özellige sahiptir.

ÇOK LEVHALI KAVRAMA: Bir tür debriyaj kavrama seklidir. Bu tür debriyajda, degisik isleten ve isleyen diskler kullanilmaktadir. Önemli olan her isleten diskin uygun yük miktarini isleyen disklere aktarmasi ve bütün isleyen disklerin dönüslerine aksettirilmesidir. Bu tür debriyaj, binek otomobilleri mekanik vites mekanizmalarinda görülmemekle beraber otomatik vites mekanizmalarinda ana unsuru olustururlar.d/d

DBC (Dynamische Bremsen Control): BAS'in (Brake Assist System) -yani panik frenlemede fren hidroligi içindeki basinci arttiran ve her tekerde esit fren gücünün olusmasini saglayan sistemin- BMW'de kullanilan versiyonu.

DEBRIYAJ: Pedalla harekete geçirilen ve motorla vites kutusunun baglantisini keserek vites degistirilmesini saglayan sistem.

DEGISKEN SUPAP ZAMANLAMASI: Degisken supap zamanlamasi, motor isletim sisteminin hangi devire göre hangi supap zamanlamasinin kullanilacagini belirlenmesi ve her devirde en verimli çalismayi saglamasidir. Böylece motor düsük devirlerde az yakit tüketirken yüksek devirlerde de iyi bir performans sunuyor.

DESELERASYON: Araçlarin duruncaya kadar yavaslamasi.

DETERJAN KATIKLAR: Bu katiklar yagin yikayici ve temizleyici özelligini saglar. Motor içindeki pislikler genellikle yakit ve yaglarin biraktiklari kül, karbon, kurum ve is gibi kalintilari içerir. Deterjan katiklari gerek sogukta, gerek sicakta bu kurumlarin ve birikintilerin olusumuna engel olarak motoru temiz tutar.

DETONASYON: Karisimin buji tarafindan ateslenmesinden sonra yanmanin düzensiz olarak gerçeklesmesine detenasyon denir. Karisimin ani yanmasi sonucu yükselen basincin olusturdugu vuruntu çok siddetli olursa, motor parçalari yipranir.

DEVIR GÖSTERGESI: Sürücüye motorun krank milinin dakikada kaç devir yaptigini bildirir.

DIN (Deutsches Institut für Normung): Tüm ölçümlerde kullanilan Alman endüstri normu, 1 DIN= 1.12 SAE

DISTAN YANMALI MOTORLAR: Distan yanmali motorlar otomobillerde kullanilmayan bir motor çesidi olup, yakitin disarida bir yerde yakilmasi ile üretilen isi enerjisini mekanik enerjiye dönüstüren makinalardir.

DIFERANSIYEL: Otomobil viraj alirken iç ve dis tekerleklerin farkli hizlarda dönmesini saglayan disli çark sistemi.

DIFERANSIYEL DISLISI: Tekerleklerin degisik hizlarda dönüsünü saglayan diferansiyel kutusundaki disli düzenegi.

DINAMO: Mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çevirerek bataryayi sarj eden elektrik sisteminin bir parçasi.

DINAMOMETRE: Motorun çikis gücünü ölçen cihaz.

DINGIL: Tekerleklerin üzerinde döndügü çubuk.

DINGIL UZAKLIGI: Direksiyonun düz tutuldugu durumda, ön ve arka aks arasindaki uzaklik.

DIOD: Transistörlü atesleme sisteminde kullanilan parçalardir. Diodlar, bir voltaj rölesi gibi görev yaparak, transistörü asiri voltajin etkisinden korur.

DIREKSIYON: Bir araci istenilen tarafa yöneltmek için ön tekerleklerin saga veya sola istikametlerini degistiren mekanizmaya direksiyon sistemi denir.

DIREKSIYON DISLILERI: Direksiyon dislileri, direksiyon simidinin dönme hareketini dogrusal harekete çevirerek aracin ön tekerleklerine ileten, direksiyon milinin ucuna yerlestirilmis olan dislilerdir.

DIREKSIYON SIMIDI: Araci istenilen yöne çevirmeye yarayan, direksiyon milinin ucunda bulunan yuvarlak bir parçadir. Güvenli bir sürüs için direksiyonu iki elle ve saat 9:15 pozisyonunda tutunuz.

DISKLI FREN: Bisiklet frenine benzer. Frene basilinca pistonun hareketiyle bataryalar tekerlege bagli diske sürtünür ve tekerlek yavaslar.

DISPERSAN KATIKLAR: Bu katiklar, deterjan sayesinde motorun içinden çözülen pisliklerin etrafini sararak atesleme odasina, supap odalarina, yag kanallarina, filtre elemanlarina ve motor çeperine yapismasini önler. Çok küçük parçalar halindeki pisligin yag bünyesinde askida kalmasi özelligi dispersan katigi sayesinde saglanir.

DISTRIBÜTÖR: Bujilerin dogru zamanda ateslemelerini saglamak için onlara elektrik dagitimi yapan sistem.

DISTRIBÜTÖR KAPAGI: Genellikle bakalitten imal edilen bir kapaktir. Kapak içinde, atesleme bobininden gelen yüksek voltajin bujilere iletilebilmesi için motor silindir sayisi kadar esit aralikli madeni uçlar bulunmaktadir.

DISTRIBÜTÖR TABLASI: Platin takimi ve kondansatörü üzerinde tasir. Mekanik avansli distribütörde sabit olarak gövdeye baglanmistir.

DISTRONIC: Radar destekli bilgisayarli cruise control sistemi. Önde yaklasilan aracin hizinin kendi hizindan az oldugunu belli bir mesafede algilayan sistem, motoru sikistirarak veya fren yaparak otomobili yavaslatiyor. Önü bosalinca da otomobili programli hizina tekrar çikariyor.

DISLI ÇARKLAR (DISLI): Disleri olan ve birbirini harekete geçiren, yuvarlak makine parçalari.

DISLI ORANI: Birbirlerinin dönmesini saglayan iki di? slinin veya milin dönme oranlaridir.

DISLI YAGLARI: Hassas olarak islenmis disli yüzeylerinde kullanilan yaglardir. Bu tür dis yüzeylerinde korozyona ve yagin kalinlasmasina neden olacak maddelerin meydana gelmemesi için disli yaglarinin kimyasal stabiliteye sahip olmalari gerekmektedir.

DIYAGRAM VERIMI: Endikatör diyagramindan ölçülen isin, teorik çevrim diyagramindan ölçülen is oranina diyagram verimi denir.

DIZEL ÇEVRIMI: Dizel motorlarda motorin, silindire emilerek sikistirilmasinin ardindan püskürtülür ve daha sonra sikistirilan havanin sicakligi ile tutusur. Dizel motorlarda bu sekilde gerçeklesen çalisma düzenine dizel çevrimi denir.

DIZEL MOTORU: Dizel motoru, dizel çevrimine göre çalisan bir motordur.

DOHC (Double Over Head Camshaft): Her silindir sirasinin üstünde bulunan çift eksantrik mili.

DONMA NOKTASI (YAKIT): Yakitin katilastigi veya dondugu isi derecesine donma noktasi denir. Bu ise yakitin soguk havada kullanilabilme oranini gösterir. Özellikle motorin soguk havalarda kristalleserek donabilir.

DÖNER PISTONLU MOTOR (ROTARY-WANKEL MOTOR): 1954 senesinde Felix Wankel tarafindan gelistirilmis bir motor türüdür. Bu motorda silindir geometrik elips biçimi seklindedir. Bu motorun çalisma prensibi kisaca, yakit odasina sahip blok içinde üçgen seklinde bir döner pistonun dönerek, silindir içinde degisik yakit hacimleri ve sikistirma oranlari meydana getirmesidir.

DÖNÜS DAIRESI ÇAPI: Aracin dönebilecegi en küçük dairenin dis çapidir. Küçük otomobiller için bu çap daha küçük olur.

DÖRTLÜ KARBÜRATÖR: Dört bogazli karbüratöre dörtlü karbüratör denir.

DÖRT ZAMANLI MOTORLAR: Dört zamanli Otto motoru prensiplerine göre gelistirilmis olan dört zamanli çalisma sistemi olan motorlardir. Bu dört çalisma zamani emme, sikistirma, is (güç, yanma, genisleme) ve egzoz olarak siralanir.

DÜZ SILINDIR KAPAKLI MOTOR: L tipindeki motor, düz silindir kapakli motordur.

DRIVE-BY-WIRE: Otomobildeki direksiyon simidi ile fren ve gaz pedallari hareketlerini bilgisayar kontrollü elektronik sistem üzerinden inanilmaz bir hizda mekanige ve hidrolige aktaran sistem.

DSC (Dynamic Stability Control): ESP ile ayni prensipte, dört tekerlegin yola en güvenli sekilde basmasini saglayan sistem. Elektronik stabilite sistemi agirlikli olarak BMW'de kullanilir.

DSP (Dynamic Shift Program): Sanziman ayarlarini sürücünün kullanim tarzina göre degistiren gelismis otomatik sanziman.EAS (Elektronik Active Steering): Ön tekerleklerin ani direksiyon hareketleri sebebiyle yol tutusu bozmasini engellemeye çalisan aktif direksiyon sistemi.

EAS (Elektronik Active Steering): Ön tekerleklerin ani direksiyon hareketleri sebebiyle yol tutusu bozmasini engellemeye çalisan aktif direksiyon sistemi.

EBD (Electronic Brake Distributor): Fren gücünün dört tekerlekte esit olmasini saglayan hidrolik dagilim destek sistemi.

EBV: Fren hidroliginin basincini ve dagilimini kontrol eden supap sistemi.

ECE (Economic Commission for Europe): Avrupa Birligi ülkelerinde kullanilan yeni norm.

ECOTEC: GM'in gelistirdigi çevreci ve ekonomik özelliklerde teknoloji saglayan motor.

EDLS: Özellikle arkadan itisli otomobillerde, tekerleklerin esit güçte dönmesini saglayan elektro-mekanik diferansiyel kilit sistemi.

EGZOZ GAZI DEVIRDAIMI SISTEMI (EGR): Dizel araçlarda bulunan ve egzoz gazindaki is parçaciklarini yakalamak için ek bir sistemdir.

EGZOZ BORUSU: Motordan çikan yanmis gazlari disari atar.

EGZOZ MANIFOLDU: Motor silindirlerinde yanmis olan gazlarin disariya atilmasini saglayan, bir seri borudan yapilmis motor parçasi.

EGZOZ PATLAMASI: Sistemdeki bir kaçak, ateslemenin rötarda olmasi ya da düsük oktanli yakit nedeniyle egzozdan gazlarin patlayarak çikmasi.

EGZOZ SUBABI: Egzoz zamaninda açilarak yanmis egzoz gazlarinin silindirden disari atilmasini saglayan supap.

EGZOZ ZAMANI: Egzoz supabinin pistonun alt ölü noktadan üst ölü noktaya dogru yaptigi strok sirasinda açilarak, yanmis gazlarin silindirlerden disariya atilmasidir.

EGRILIK AÇISI: Oto tekerleginin yerden yükselis açisi.

EKSENEL GEZINTI: Bir milin iki ucuna dogru yapmis oldugu harekete eksenel gezinti denir.

ELASTISITE: Araçlarin ara hizlanmasi, performanslarindaki esneklik.

ELCODE: Otomobile binerken veya indikten sonra, çok degisken formüllerle uzaktan kumanda sifresi (data-check) yaratan "kontak anahtari", ayni zamanda motoru da "kilitleyebiliyor".

ELEKTRIK SISTEMI: Otomobillerin elektrik sistemlerinde atesleme bobini, distribütör, regülatör, batarya, sarj dinamosu, mars motoru ve kablolar yer alir.

ELEKTRIKLI YAKIT POMPASI: Kamyon, otobüs gibi genellikle agir hizmet tipi araçlarda bulunan elektrikli yakit pompasi, aracin bataryasindan veya sarj dinamosundan aldigi akimla çalisarak, yakit deposundan karbüratöre yakit aktarir.

ELEKTROLIT: Bataryadaki asit ve saf su karisimi.

ELEKTRONIK ATESLEME SISTEMI: Bataryali atesleme sistemi parçalarina ek olarak, distribütörde manyetik ünite ve kontrol ünitesi ile donatilmis sistemdir. Elektronik atesleme sistemi, manyetik alandaki degismelerin meydana getirdigi elektrik akimi prensibine dayanir. Bu sistemde birbirine temas eden hiçbir parça yoktur. Klasik atesleme sisteminde görülen platin ve meksefe, atesleme sisteminde yer almaz. Bu sistemde motor atesleme zamani fabrikada ayarlanir ve bu ayar hiçbir sekilde aracin yaptigi kilometre arttikça degismez, sabit kalir.

ELEKTRONIK YAKIT ENJEKTÖRÜ: Emme borularina, motorun devrine, isisina ve gaz verme durumlarina göre yakit iletimini kontrol eden aygit.

ELEKTROT ARALIGI KARBON ILE KISA DEVRE: Atesleme odasinda meydana gelen karbon depozitlerinin, buji elektrotlari arasinda kisa devre meydana getirmesidir.

ELEKTROT GÖBEGINDE KISA DEVRE: Atesleme odasinda meydana gelen depozitlerin, porselen göbek ile bujinin madeni kismi arasinda kisa devreye neden olmasidir.

EL FRENI: El ile çalistirilan, otomobil park edildiginde hareket etmesini önleyen, genellikle arka frenlere bagli fren sistemi.

EMME MANIFOLDU: Karbüratörden motorun silindirlerine yakit-hava karisiminin akisini saglayan, bir seri borudan yapilmis motor parçasi.

EMME MANIFOLDU AYARI: Emme manifoldunun iyi bir performans gösterebilmesi için gerekli olan ayardir. Emme manifoldu belli bir hacim ve uzunlukta yapilmalidir.

EMME STROKU: Emme zamaninda, üst ölü noktadan alt ölü noktaya dogru olan piston stroku sirasinda silindire hava-yakit karisiminin girmesidir.

EMME SUBABI: Emme zamaninda açilarak silindirlere hava-yakit karisiminin girmesini saglayan supap.

EMME ZAMANI: Pistonun üst ölü noktaya yaklasmasiyla birlikte emme supabinin açilmasina, emme zamani denir.

EMNIYET KEMERI: Araçlarda sürüs aninda sürücü ve yolcularin güvenliklerini saglamaya yönelik bir sistemdir. Emniyet kemerinin görevini en iyi sekilde yapabilmesi için, alt bölümünün iki tarafta legen kemiginin üzerinden ve üstte de omuzun üzerinden geçmelidir.

EMNIYET KEMERI ÇESITLERI: Aktif gergili emniyet kemeri sistemlerinde Emniyet kemerindeki boslugu almak için (özellikle kisin kalin giysiler giyildiginde) bir algilayiciya bagli bir gergi sistemi, devreye girerek yolcu emniyet kemeri üzerine yüklenmeden önce kemeri gerer. Böylece yolcunun hareketi en aza indirgenir. Iki tip gergi sistemi vardir; yayli ve ateslemeli. Yayli tip; algilayicidan gelen uyari sonucunda bir yay tetiklenir ve emniyet kemeri gerilir. Ikinci tipte ise hava yastiginda oldugu gibi bir atesleme mekanizmasi kullanilir. Darbe uyarisi geldiginde bir gaz ateslenerek emniyet kemeri gerilir. Bu sisteme "piroteknik" de deniliyor.

EMNIYET KEMERI YÜKSEKLIK AYARI: Emniyet kemerinin farkli boylardaki insanlara göre ayarlanabilmesini saglar.

ENDÜKSIYON BOBINI: Endüksiyon bobini, 6-12 voltluk batarya voltajini bujide tirnak araligini atlayacak kadar yüksek voltaja çikaran oto transformatörüdür.

EPS (Elektro Power Steering): Hidrolik destekli ve hiza duyarli elektrik motorlu direksiyon sistemi.

ERKEN ATESLEME: Yanma odasina sikistirilmis olan karsimin buji kivilcimi ile yakilmadan, kendi kendine yanmaya baslamasina erken atesleme denir. Erken ateslemenin baslica nedeni, yanma odalarinda fazla karbon birikintilerinin olusmus olmasidir.

ESP (Electronic Stability Program): Otomobilin savrulma ihtimaline karsi dört tekerlegin dönüsünü sürekli kontrol eden sensörler ile gerektiginde tek bir tekerlege bile fren yaptiran ve amortisörlerin hareketini de kontrol eden sistem.

EZILEBILIR BÖLÜM: Aracin kaza aninda ezilebilecek bölümlerine verilen ad. Bu bölümler kaza aninda açiga çikan enerjinin büyük bölümünü yutar, kalan enerjiyi ise otomobilin gövdesinde yolculara zarar vermeyecek biçimde yönlendirir.

ETC: Elektronik çekis kontrol ve düzeltme sistemi.

FAKIR KARISIM: Motorlarin çesitli yük ve hizlarindaki yakit-hava karisiminin fakir karisim halinde bulunmasidir. Fakir karisim, benzinin birim agirliginin havaya nazaran daha az oranlarda olmasi ve yanma islemi için gerekli oranda oksijen ile birlesememesidir.

FILTRE: Hava filtresi, motora giren havayi süzerek toz ve pisliklerden arindirir. Yag filtresi genellikle motor karterinin altinda olan ve motor yagini süzerek toz, pislik ve artiklarin yaglama sistemine karismasini önleyici bir filtredir.

FILTRE YAG DOLASIM SISTEMLERI: Basinç ayar supabi ile düzenlenen yag dolasim sistemleri, kisa devreli sistem ve tam akisli sistem olarak ikiye ayrilir.

FOSIL YAKITLAR: Milyonlarca yil önce ölen hayvan ve bitkilerin çürümesiyle olusan kömür, petrol gibi yakitlara genel olarak verilen ad.

FPS: Birçok otomobilde sadece küçük bir yangin tüpü seklinde, yaris otomobillerinde ise çesitli noktalara çelik borular içinden söndürücü gaz püskürten yangin önleme sistemi.

FREN: Hareketli aracin hizini azaltan veya tamamen durduran düzenek.

FREN AYARI: Periyodik olarak fren balatalarina ve genel fren sistemine yapilan ayarlardir.

FREN BALATALARI: Fren pedalina basildigi anda fren kampanasina sürterek yavaslama ve durma etkisi yaratan parçalardir. Fren balatalari yarim daire seklinde kavis verilmis metal parçalaridir.

FREN BOSALMASI: Balatalarin asiri isinmasindan dolayi frenlerin tutmamasi.

FREN DISKI: Hidrolik fren sistemlerinde tekerlerdeki fren tablasina takilir. Merkez pompasindan gelen hidrolik basinç, fren diskindeki pistonlari etkileyerek fren pabuçlarini açar ve frenleme için kampana iç yüzeyine temas ettirir.

FREN KAMPANASI: Araç tekerlerine takilan madeni parça. Dönen tekerleri frenlemek için fren pabuçlari kampana iç yüzeylerine etki yaparak kampanalari yavaslatir veya durdurur.

FREN PABUÇLARI (BALATA): Yarim daire seklinde kavis verilmis metal bir parça. Üzerine isiya karsi oldukça dayanikli olan balata perçinlenmistir. Frene basildigi zaman bu balata kampanaya sürterek frenleme etkisi gösterir.

FSI: Dogrudan enjeksiyon gerçeklestiren, fakat yüksek oktanli benzinlerle çalisan motor (WV Grubu'nda sikça kullanilmaktadir).

F TIPI MOTOR: Bazi supaplari silindir kapaginda, bazilari silindir blogunda bulunan bir tip motor.

GAZ BASINÇLI ISI GÖSTERGELERI: Gaz basinçli isi göstergesi bir isi tüpü, gösterge kadrani ve bunlari birbirine baglayan ince borulardan olusur.

GAZ KELEBEGI: Karbüratör karisim bogazinin alt kisminda bulunan yuvarlak bir disk. Ekseni etrafinda dönerek silindirlere giden karisim miktarini arttirir veya azaltir.

GAZ PEDALI: Motorun ve dolayisiyla otomobilin hizini denetleyen pedal.

GAZ TÜRBÜNÜ: Bir tür içten yanmali motor. Yanma sonucu meydana gelen basinç, türbün kanatlarina etki ederek türbün milini döndürür.

GDI (Gasoline Direkt Injektion): Mitsubishi Motors tarafindan gelistirilen sistem direkt olarak benzini yanma odasina püskürtür. Bu sistem düsük yakit tüketimi ve yüksek performans saglar.

GEÇ ENJEKSIYON: Egzozdan kara duman çikmasina neden olan, yakitin geç gelmesi durumudur. Üst ölü noktanin 12 derece sonrasinda gerçeklesen enjeksiyon, geç enjeksiyon olarak kabul edilir.

GENLESME TAPASI: Genlestikten sonra istenilen ölçüde yerine oturan bir tapadir.

GERI TEPME: Karisimin erken tutusmasi durumunda yanmanin karbüratörden geri çikmasina, geri tepme denir.

GERI VITES DISLISI: Geri viteste giris mili ile çikis milinin arasina geri vites dislisi olarak adlandirilan ek bir disli çark girer. Çikis mili ve tekerlekler ters yöne döner.

GERILIM REGÜLATÖRÜ: Alternatör ile elde edilen dogru akimin ayarlanmasi isleminde kullanilan bir parçadir.

GRES YAGI: Akiskan bir yag ile kalinlastirici bir maddenin, kati ile yari akiskan arasinda yapi degisikligi gösterdigi bir yagdir. Gres yaglarinda akiskan kisim genellikle petrol esasli mineral bir yag veya sentetik bir akiskan olup, kalinlastirici kisim ise metalik bir sabundur.

GRIP: Yol tutus. Kaymama.

GRUP DISLISI: Vites kutusu içinde bütün vites dislilerinin baglantili oldugu disli grubu.

GÜÇ: Yapilan isin birim zamana olan oranina denir.

GÜÇ STROKU: Güç strokunda hava-yakit karisimi yanarak pistonu asagiya dogru iter ve motor güç üretir.HACIMSEL (VOLÜMETRIK) VERIM: Emme zamaninda silindirlere normal sicaklik ve normal basinç altinda girmis olan karisim hacminin, silindire olan oranina hacimsel verim denir. Bu verimin artmasi, motor gücünün artmasini saglar.

HACIMSEL (VOLÜMETRIK) VERIM: Emme zamaninda silindirlere normal sicaklik ve normal basinç altinda girmis olan karisim hacminin, silindire olan oranina hacimsel verim denir. Bu verimin artmasi, motor gücünün artmasini saglar.

HAREKET NAKIL SISTEMI: Hareket nakil sistemi saft, kardan mafsali ve kayici mafsal gibi parçalardan olusur. Bu sistemler, motor gücünün sanzimandan (vites kutusu) diferansiyele nakledilmesinde kullanilir.

HAVA BASINCI: Havanin bir cisim üzerine uyguladigi kuvvet. Basinç havanin küçük bir hacme sikistirilmasiyla artar.

HAVA BOGAZI: Karbüratörde motora giren havanin geçtigi boru seklindeki kisim.

HAVA FILTRESI: Motora giren havayi süzmek için karbüratör hava bogazinin baslangicina takilan bir çesit süzgeç.

HAVA SOGUTMALI MOTOR: Silindirlerin ve silindir kapaginin hava ile sogutuldugu motor tipi. Silindirlerin ve silindir kapaginin disina, daha iyi sogutma saglamak için ince hava kanatçiklari yapilmistir.

HAVALI SÜSPANSIYON: Range Rover'in süspansiyonunda güçlü amortisörler ve yalpa çubuklari vardir. Ancak yaylar yerine basinçli havayla dolu pnömatik silindirler kullanilir. Bu silindirler bozuk yollarin neden oldugu titresimlerin çogunu yutar.

HAVASINI ALMA: Kapali bir hidrolik ya da sogutma sistemindeki havanin çikartilmasi islemi.

HB (HatchBack): Bagaj çikintisi olmayan arkasi yere dik inen 3 veya 5 kapili otomobil.

HDI: Çok yüksek basinçla enjeksiyon gerçeklestiren dizel motor teknolojisi (Peugeot ve Citroen marka dizel otomobillerde kullanilan kisaltmadir)

HEAD-UP-DISPLAY: Gösterge tablosundaki hiz ve devir datasini ön cama rakamlar ile yansitma sistemi.

HELEZON YAY: Çelik telden yapilmis olan, yaylanabilen bir yaydir.

HESSELMAN MOTORU: Dizel esasina göre çalisir. Fakat sikistirma orani düsüktür. Atesleme, benzin motorlarinda oldugu gibidir.

HIBRID MOTOR: Iki farkli enerji sisteminin birbirini destekledigi, genellikle yakit ile çalisanin asil çekisteki elektrikli motorun bataryalarini sarj ettigi çift motor sistemi.

HIDROLIK: Güç aktariminda sivi kullanan sistemlere verilen genel ad. Otomobillerin fren sistemlerinde kullanilir. Ilk hidrolik sistemlerde su kullaniliyordu. Bugün ise su kadar çabuk donmayan sivilar ve yag kullanilmaktadir.

HIDROLIK BASINÇ: Fren balatalarini çalistirmak için tekerlek silindirleri içinde olusan basinca, hidrolik basinç denir.

HIDROLIK FREN: Fren pedalina basildigi zaman, fren pabuçlarinin hidrolik basinçla fren kampanasina sürtmesini saglar.

HIDROLIK SUPAP ITICISI: Supap boslugunu sifira indirerek supap sesini azaltan, yag basinciyla çalisan bir supap iticisi.

ISI GÖSTERGELERI: Otomobillerde bulunan isi göstergeleri, gaz basinçli ve elektrikli isi göstergeleri olmak üzere ikiye ayrilir. Isi göstergeleri, motor ve radyatör içindeki sicaklik derecelerini veren göstergelerdir.

ISI KONTROL SUPABI: Isi kontrol supabi, motor soguk iken açilarak sicak egzoz gazlarini emme manifoldu etrafindaki isitma odasina gönderir. Bu supaplar, emme manifoldlarinda bulunur.

ISI TRANSFERI: Içten yanmali motorlarda meydana gelen isinin motor parçalari üzerinde toplanmasidir. Bu istenmeyen isinin bir kismi, su kanallarinda bulunan su tarafindan havaya iletilir.

IÇTEN YANMALI MOTOR: Distan yanmali motorlarin aksine, yakiti dogrudan dogruya silindirler içinde yakan ve üretilen isi enerjisini piston biyel mekanizmasi ile krank miline ileten motorlara, içten yanmali motorlar denir. Içten yanmali motorlar yakit cinsine göre dört çesittir. Bunlar ise benzin, dizel, gaz-türbin ve L.P.G. gaz motorlaridir.

IÇTEN KISA DEVRE: Termostatin kapali oldugu zamanlarda, suyun silindir kapagi ve silindir blogu arasinda dolasimini saglayan bir sistemdir.

IKI DEVRELI FREN: Iki devreli fren sisteminde ön ve arka tekerlekler birbirinden ayri iki fren devresine baglidir. Bu sistemde fren merkez silindiri tek olmasina ragmen, içinde ön ve arka tekerleklere etki eden iki ayri fren silindiri vardir. Frene basildiginda merkez fren silindir pistonu tek hareket yapmasina ragmen, ön ve arka tekerleklere birbirinden ayri iki piston ile etki eder. Ön ya da arka tekerleklerden birinin devresinde ariza olmasi durumunda, saglam fren devresi aracin frenlemesini saglar. Bu sistem tek devreli fren sistemine göre daha güvenlidir.

IKI SILINDIRLI MOTORLAR: Silindirleri karsilikli yatay bir düzlem üzerinde bulunan motorlardir. Bu motorlar otomobillerde çok az kullanilir.

IKI ZAMANLI ÇEVRIM: Isin, iki piston strokunda meydana geldigi motor çevrimidir.

IKI ZAMANLI MOTORLAR: Bu motorlara ayni zamanda karterden doldurmali motorlar denir. Iki zamanli motorlarda esas olan iki zaman, sikistirma ve is zamanidir. Bu sistemde piston her üst ölü noktaya çikisinda sikistirma, her alt ölü noktaya dogru hareketinde ise is (genisleme) yapar.

IMMOBILISER: Hirsizliga karsi motorun elektronik isletim sistemini kilitleyerek aracin çalismasini engelleyen bir sifreli koruma sistemi.

INTEGRAL (MONOKOK) GÖVDE: Otomobilin ana parçalarini bir arada tutmaya yarayan çerçeveye sasi denir. Modern otomobillerde genellikle sasi araç gövdesiyle birliktedir. Buna integral ya da monokok gövde denir.

INTERCOOLER: Turbonun kullanildigi motorlarda, emme manifolduna pompalanan havanin sicakligi, hem turbonun egzoz sistemi ile iç içe olmasindan hem de basinç uygulanan gazlarin isinmasindan dolayi artar. Isinarak yogunlugu azalan ve verimi düsen bu sicak havayi sogutarak motora veren sisteme intercooler adi verilir. Intercooler çalisma prensibi aslinda bir çesit radyatördür. Aralarindaki fark; radyatörde suyun, intercoolerda ise havanin sogutulmasidir.

IRTIFA ETKISI: Irtifa, deniz seviyesinden daha yukari yüksekliklerde suyun kaynama noktasinin degismesidir. Bulunulan yükseklige göre radyatör suyunun kaynama sicakliginin degismesine, irtifa etkisi denir.

ISTIKAMET ÇUBUGU: Istikamet çubuklari tekerlek sarsintilarinin direksiyon kutusuna intikalini önleyen araçlar olup, boru veya çubuk seklinde yapilmislardir.

IS ZAMANI: Motorda yanma sonunda meydana gelen basinç ile pistonun üst ölü noktadan alt ölü noktaya dogru itilmesine is zamani denir.

IVMELENME: Ivmelenme bir otomobilin hizini ne kadar çabuk artirabildigini gösterir. Ivmelenme, duran bir otomobilin saatte 0'dan 100 km hiza kaç saniyede çiktigi ile ölçülür.

JET MEMESI: Düzgün yakit akimi saglayan ve karbüratörde yer alan parça.

JIKLE: Karbüratörde, motor sogukken hava bogazina giren havayi kisitlayan ve bu yüzden olusan kismi bir vakumla karbüratör fiskiyesinden yakitin akisini arttiran, dolayisiyla hava-yakit karisimini zenginlestiren bir düzenek.

JIS (Japanese Industrial Standart): DIN ile ayni seviyedeki Japon endüstri normu.

KAM MILI: Bir disli ya da zincir yardimiyla hareketini krank milinden alan, her silindirin emme ve egzoz supaplarini çalistiran mil.

KAPALI TIP HAVALANDIRMA SISTEMI: Genellikle agir hizmet tipi araçlarda kullanilan bir havalandirma sistemidir.

KAPI EMNIYET KILIDI: Çarpisma sirasinda kapinin açilmasini önleyen mekanizma.

KAPI EMNIYET MANDALI: Kapinin içerden ve disardan açilmasini önleyen tertibat.

KAPI IÇI GÜVENLIK ÇUBUKLARI: Yan çarpmalarda yolculari korumak için kapilarin içine yerlestirilen saglam çelik çubuklar.

KAPIS POMPASI: Karbüratörde kapis devresinin gaz kelebegine baglanmis parça. Gaz kelebegine ani olarak basildigi zaman karisimi zenginlestirir.

KARBÜRATÖR: Hava-yakit karisimini motorun ihtiyacina göre muhtelif oranlarda ayarlayan ve yakiti atomize eden bir düzenektir.

KARDAN MAFSALLARI: Bu parçalar, sanziman ile diferansiyelin ayni eksende bulunmamasindan dolayi degisik açi altinda devir nakletmekte kullanilirlar.

KARDAN MILI: Güç aktarma organlarinda hareketi, vites kutusundan diferansiyele ileten mil.

KARE MOTOR: Piston strogu ve silindir çapi esit motor.

KAROSER: Sasiye monte edilen, aracin saçtan yapilmis kismi. Bu kisimda pencereler, kapilar, koltuklar, yolcu ve motoru koruyan kisimlar bulunur.

KARTER: Genellikle çelik saçtan yapilan, motorun alt tarafinda bulunan, krank muhafazasinin altini kapatan ve yaga depoluk eden parça.

KATALITIK ÇEVIRICI: Egzozdan çikan zararli gazlari azaltir. Örnegin nitrik oksitleri azot ve suya çevirerek zararsiz hale getirir.

KATALITIK KONVERTÖR: Motordan çikan zararli maddeleri zararsiz maddelere dönüstürmek için araçlara takilir. Seramikten yapilan ve gözenekleri katalitik etki saglayan maddelerle (katalizör) kapli katalitik dönüstürücünün içinden geçen egzoz gazlari reaksiyona girerek zararsiz maddelere dönüsür. Dönüstürücüye NOx (Azot Oksit), CO (Karbon monoksit) ve HC (Hidrokarbonlar) olarak giren maddeler reaksiyon sonucunda canlilara zararsiz N2 (Azot), CO2 (Karbon dioksit) ve H2O (su) olarak egzozdan disari verilir. Bazen performans artirmak için katalitik dönüstürücünün iptali gündeme gelmektedir. Bu islem araca ek güç saglasa da çevreyi kirletmesine neden oldugu için kaçinilmasi gerekir.

KATALIZÖR: Kimyasal reaksiyonlari hizlandiran ya da olus biçimlerini degistiren madde. Otomobillerin egzoz sistemlerinde kirliligi azaltmak için kullanilir.

KATALIZÖR VE KATALIZATÖR ARASINDAKI FARK: Katalizör, katalitik etki saglayan maddeye, katalizatör ise katalitik etki saglayan cihaza verilen addir. Katalitik konvertör yerine katalitik dönüstürücü kelimesi kullanildiginda aralarindaki fark daha kolay anlasilir.

KATIK: Katiklar genelde benzin ve yag katiklari olarak ikiye ayrilirlar. Benzine katilan katiklar, genelde benzinin oktan sayisini yükseltmek ve yakit deposundaki pas, tortu ve korozyonu önlemek amaciyla kullanilir. Madeni yaglara katilan katiklar ise, yagin dayaniklilik özelligini ve performansini arttirmaya yöneliktir.

KAVRAMA: Krank mili ve güç aktarma organlarini birlestiren ve ayiran düzenek.

KAVRAMA MILI: Üzerinde kavrama balatali diskinin geçmesi için açilmis kama oluklari ve uç tarafinda vites kutusu grup dislilerini çeviren bir mil.

KITLESEL GÜÇ (GÜÇ AGIRLIGI): Motorun bir beygir gücü basina düsen agirligina, o motorun kitlesel gücü veya güç agirligi denir. Motorun ürettigi gücün bir kismi, kendi agirligini tasimak için harcanir.

KOKPIT: Otomobillerde sürücünün oturdugu kisma kokpit denir.

KOMPRESÖR (TURBO): Turbo sistemlerine bazi üreticiler tarafindan verilen ad. Bu sistemde dogrudan krank miline bagli olarak çalisan basinçli hava sistemi sayesinde motorda rölantiden itibaren daha yüksek güç ve tork elde edilir.

KOMPRESYON KAÇAGI: Yanma odasinda sikisan hava-yakit karisiminin veya yanmis gazlarin, segmanlarin arasindan kartere sizmasi.

KOMPRESYON FRENI: Motorun kompresyon gücünden yararlanilarak yapilan frendir. Bu fren çesidi özellikle agir tasitlarda kullanilmaktadir. Bu sistemde egzoz manifoldu içinde bulunan bir valf mekanik bir kol araciligi ile kapatilarak, egzoz gazlarinin silindir atesleme odasindan basinçla atmosfere çikmasina engel olunur. Silindir içinde kalan bu yanmis gazlar, kompresyon freni yaparak aracin yavaslamasini saglar.

KOMPRESYON SEGMANLARI: Pistonun üst tarafinda bulunan segmanlar. Silindirdeki kompresyonu tutacak ve kaçaklari önleyecek sekilde yapilmistir.

KONTAK ANAHTARI: Kontak anahtari, çevrildigi zaman atesleme ve mars devresine elektrik akimi göndererek aracin çalismasini saglar. Ayni sekilde araç çalisir durumda iken kontak anahtari çevrildiginde, atesleme ve mars sistemine giden akim kesilerek, araç durdurulur.

KONTROL PANELI: Sürücünün önünde bulunan ve üzerinde otomobille ilgili çesitli bilgiler içeren göstergeler olan panele verilen ad.

KONTROL RÖLESI: Alternatör ile elde edilen dogru akimin ayarlanmasi görevini gören regülatörün bir parçasidir.

KORUYUCU KILAVUZ: Krank muylusunun çizilmesini önlemek için biyel civatalarina takilan bir parçadir.

KÖPÜK FILTRE: Köpük filtre, sünger tipinde delikli köpükten yapilmistir. Yagli yapisi sayesinde hava içindeki tozlari tutar.

KRANK MILI: Pistonlarin ileri geri hareketini dönme hareketine çeviren mil.

KRANK MUHAFAZASI: Üst kartel de denir. Krank milinin içinde döndügü motorun alt kismi. Üstünde silindir blogunun alt tarafi, altinda kartel bulunur.

KURS (PISTON YOLU): Pistonun alt ölü nokta ile üst ölü nokta arasinda aldigi yola denir.

KURS HACMI: Pistonun alt ölü noktadan üst ölü noktaya kadar silindir içinde yaladigi hacme, kurs hacmi denir.

KURSUN TETRA-ETIL: Yanmanin verimini arttirmak ve benzinin oktan sayisini yükseltmek için benzine katilan bir maddedir.

KURU GÖMLEK: Silindir blogunda bulunan silindirik yuvalarina siki bir sekilde geçirilen, ince çeperli çelik veya dökme demir gömleklerdir.

KUTUP BASLARI: Akümülatörün dis tarafinda üzerinde ( + ) ve ( - ) isaretleri bulunan, akümülatörden pozitif ve negatif elektrik akimlarinin verildigi güç noktalaridir.

KUSAK: Lastigin degisik katmanlarina kusak ya da kat adi verilir.

KÜLBÜTÖR MANIVELASI: Kam hareketinin yönünü degistirerek, supaba ileten maniveladir.

KÜLBÜTÖR MILI: Külbütör mili çelik alasimdan yapilmis, içi bosaltilmis ve iki basina özel tapalar takilmis düz bir mildir.

KW: Kilowatt, motorun güç degerini elektrik gücü olarak gösterir. 1 kW= 1.34 ECE= 1.35 PS (DIN)

LAMINE CAM: Ön cam saydam bir plastik tabakasinin iki yüzüne cam kaplanmasiyla yapilmistir. Bu tip camlara lamine cam adi verilir. Lamine cam bir darbe aldiginda küçük parçalar halinde kirilip dagilmaz.

LAYER: Bakir ve çelik gibi metallerden yapilmis, ince madeni levhalardir. Yatak keplerinde yatak bosluklarini artirmak için kullanilir.

LASTIK: Otomobil lastikleri, otomobilin yol üzerinde gidisini saglayan temel parçalardir.

LASTIK YANAGI: Otomobil lastiginin yan yüzüne, lastik yanagi denir.

LENZ KANUNU (TRANSFORMATÖR): Siddeti degisen bir manyetik alan içinde hareket ettirilen iletkende elektrik akimi meydana gelir.

LIFTBACK: Arkasindaki belli belirsiz bagaj çikintisina dogru egilen arka cama sahip olan ve bagaj kapagi arka cam ile birlikte yukari açilan otomobil tipi.

LPG: Sivilastirilmis halde bulunan petrol gazina LPG denir.

L TIPI SUPAP MEKANIZMASI: L tipi supap mekanizmasi olan motorlarda supaplar yanma odasi ve silindirlere ters dönmüs sekildedir. Bu tip supap mekanizmasi, bütün supaplarin bir tek kam mili ile çalistirilmasini mümkün kilar. Supap iticileri, kam milinden aldigi hareketi dogrudan dogruya supap saplarina iletecegi için supaplarin daha sessiz çalismalari saglanir.

L TIPI MOTOR: Motor supaplarinin silindir blogunda oldugu bir motor çesididir.

MALAFA: Bir eksen üzerinde bulunan parçalari, ayni eksende tutan bir mildir.

MANIFOLD: Üzerinde çesitli açikliklar bulunan kapali bir boru ya da kanal sistemi.

MANTAR TIPI SUPAP: Mantar tipi supap, otomobil motorlarinda kullanilan mantar seklinde bir supaptir.

MAYI KAVRAMA: Mayi debriyaj veya mayi volan olarak da adlandirilabilen mayi kavrama, hidrolikle çalisan bir mekanizmadir ve mekanik debriyajin gördügü görevi görür.

MARS MOTORU: Motora ilk hareketi verebilmek için gereken enerjiyi saglayan elektrik motoru.

MEKANIK AVANS SISTEMI: Mekanik olarak isleyen avans sistemidir. Bu sistemde görev yapan iki agirlik vardir. Bu agirliklar, motor dönme hizi çogaldikça santrifüj kuvveti yardimiyla açilirlar.

MEKANIK VERIM: Motorda esas güç olan faydali gücün, iç güce oranidir.

MERKEZ POMPASI: Hidrolik fren sisteminde fren pedalina basildigi zaman hidrolik basincinin gelistigi hidrolik yagi ile dolu silindir.

MEKSEFE: Platinlerin yanmasini önleyen distribütör içindeki bobin.

METAL YORULMASI: Bir metalin çatlamasi ya da karincalanmasi durumudur. Bu sekildeki bir ariza, birçok kereler tekrarlanan etki sonucunda meydana gelir.

MIKROMETRE: Hassas ölçüm yapabilen bir ölçü aletidir. Genellikle parçalarin iç ve dis çaplarini ölçme isleminde kullanilir.

MINIVAN: Minibüslerin en küçük ve lüks sekli, van tipi iri otomobil.

MONOKOK (INTEGRAL) GÖVDE: Otomobilin ana parçalarini bir arada tutmaya yarayan çerçeveye sasi denir. Modern otomobillerde genellikle sasi araç gövdesiyle birliktedir. Buna monokok ya da integral gövde denir.

MOTOR: Aracin hareketi için gerekli gücü saglayan makinadir. Hareket için gerekli güç, motorda yakitin yanmasi sonucunda ortaya çikar. Motorlar bu sekilde, isi enerjisini mekanik enerjiye çevirirler.

MOTOR AYARI: Bir araç üzerindeki motora, belli araliklar dahilinde yaptirilmasi gerekli olan ayarlamalardir.

MOTOR ÇESITLERI: Içten yanmali motorlarda sekiz adet motor çesidi vardir. Bu motorlar; sira silindir, v-silindir, karsilikli silindir, bas asagi silindir, bas asagi v-silindir, x-silindir, çift v-silindir ve yildiz motor olarak adlandirilmaktadir.

MOTOR DURDURULDUTAN SONRA ATESLEME: Kontak anahtarinin kapatilmasindan sonra, motorun çalismaya devam etmesi durumudur. Bu sekilde buji ile atesleme olmadigi halde, araç çalismaya devam eder. Bunun baslica nedeni ise, yanma odasinda fazla karbon birikintisinin olmasidir. Bunun disinda sogutma sisteminin arizali olusu, sicakligin yüksek olmasi, yakit kalitesinin düsük olmasi (oktan sayisinin az olmasi) gibi nedenler, kontak kapatildigi halde motorun çalismaya devam etmesine neden olur.

MOTOR YAGI: Motor içine konan, gerek petrol hammaddesinden gerekse de sentetik olarak üretilen yagdir. Motorun islev görüp, tam bir performans göstermesi ancak teknik ve rasyonel bir yaglama ile mümkündür.

MOTOR YAGININ GÖREVLERI: Motor yaginin baslica görevleri motoru yaglamak, kompresyonu tutmak, motoru sogutmak ve motoru temizlemektir.

MOTOR YATAGI: Motor yatagi, dönerek hareket eden motor parçalarini gerekli durumda tutar. Motor yatagi ayrica, motorda meydana gelen mekanik kuvvetler oraninda yüzeyine binen yükleri bozulmadan tasir.

MOTOR GÜÇLERI: Motorlarda iç güç (indike güç) ve faydali güç olmak üzere iki çesit güç bulunmaktadir.

MOTOR IÇ GÜCÜ: Silindirlere girmis olan karisimin yanmasi ile meydana gelen isi enerjisinin mekanik enerjiye dönüsmesi, motorun silindirleri içinde olmaktadir. Motorun silindirleri içinden veya piston üzerinden alinan güce iç (indike güç) denir.

MOTOR FAYDALI GÜCÜ: Faydali güce ayni zamanda efektif güç ve fren gücü de denir. Bu güç, motorun gerçek gücüdür. Silindirler içinde elde edilen iç güçten, motorun çalismasi için harcanan gücün çikarilmasindan sonra, motorun volanindan veya kasnagindan ölçülen bir güçtür.

MOTOR SUPAPLARI: Motordaki çalisma zamaninin sirasini ve devam süresini ayarlayan parçalardir.

MOTOR YAGI SAE SINIFLANDIRMASI: SAE rumuzu "Society of Automotive Engineers", (Otomotiv Mühendisleri Dernegi) kelimelerinin bas harflerinden meydana gelmistir. SAE siniflandirmasinda yaglar, kalinliklarina göre en çok yedi sinifta toplanir. Bu siniflandirmanin yaglarin kalitesi ile ilgisi yoktur.

MOTOR VURUNTUSU: Motorda, ana ve biyel yataklari vuruntusu olmak üzere iki çesit yatak vuruntusu görülür. Yatak vuruntusu ana yataklarda, rölanti ve rölantinin üzerindeki devirlerde derinden gelen boguk bir vuruntu seklinde gerçeklesir.

MOTORIN: Motorin, dizel motoru yakitidir. Ham petrolün birinci kuledeki damitilmasi sirasinda, 200 - 380 derece arasinda kaynama araligindan alinan üçüncü ana ürün, motorindir.

MPV (Multi Purpose Vehicle): Ticari kullanima da dönüstürülebilen çok amaçli binek araç. Van sinifi araçlarin tümüne MPV denilebilir. Micro MPV'den macro MPV'ye kadar bir çok çesidi vardi.

NAVIGASYON: Uydulardan gelen konumlandirma sinyallerini, içindeki bölge ve yol haritasi ile birlikte degerlendirerek sürücüye yön bulma konusunda yardim eden sistem.

NIGHTVISION: Ön cama yansitilan infrarot kamera görüntüsü ile farlariniz kapaliyken bile karanlikta gidebildiginiz GM'in yeni enfraruj gece görüs sistemi.

OHC: Silindir sirasina dik yer alan eksantrik mili.

OKTAN: Motor yakitinin vuruntuya dayanma yeteneginin ölçüsü.

OTOMATIK VITES (TRANSMISYON): Vites degistirme islemine gerek olmayan otomatik sistemdir. Otomatik vitesin sadece ileri, geri, bos ve park gibi seçenekleri vardir. Araç hareket ettirilmek istendiginde, sadece sürüs (drive) vitesine almak yeterlidir. Bu asamadan sonra otomatik vites, gidilen hiza göre vites degistirme islemlerini otomatik olarak ayarlar. P araç park edildiginde tekerlekleri kilitlemek içindir. R geri vitestir. D normal sürüs vitesidir.

OTO TERMIK PISTON: Oto termik piston, motor soguk iken piston vuruntusu olmasini engeller. Motor isindigi zaman piston pim yuvasinda bulunan çelik parçalar, pistonun pime dik yönde genlesmesini sinirlandirir. Piston bu yönde ancak çeligin genlesme katsayisina uygun biçimde genlesir. Bu sekilde motor soguk iken, piston vuruntusu önlenmis olur.

OVAL PISTON: Genellikle alüminyum alasimindan yapilan bu pistonlarda piston basi silindirik olup, piston eteginden 0,50 - 0,70 mm küçüktürler. Oval pistonlar, motorun rejim sicakliginda yüksek performans saglar.

OVAL TASLANMIS PISTON: Isi ile etkilesiminde tam bir dairesel sekil alan, oval bir pistondur.

OVERDRIVE (EKONOMI VITESI): Düsük yakit tüketimi saglayan vites. Bazi araçlarin besinci vitesi (ya da varsa altinci vitesi) aracin hizini artirmak için degil yakit tüketimini düsürmek için tasarlanmistir. Örnegin, 4. viteste 100 km/s hizda giderken araç 4000 d/devirde ise, 5. viteste 300 devire iner. Normal besinci vitesten farki, son hiza dördüncü viteste ulasilmasidir. Örnegin, 94 model Sahin'de kullanim kitapçigindaki bilgilere göre 4. viteste son hiz 160 km/s. Ama besinci viteste araç ancak 155 km/s son hiza ulasabiliyor. Bu besinci vitese "overdrive" denir.

PANELVAN: Mal tasimaciliginda kullanilan ticari araçlara verilen ad.

PANHARD KOLU: Arka dingilin sagi sola hareket etmesini önler.

PASIF GÜVENLIK: Bir kaza gerçeklestigi anda ve sonrasinda, yasam kabini içindeki yolcularin en az yara ve darbe ile kurtulmalarini amaçlayan araç güvenlik sistemlerine verilen ad. Sürücü ve yolcularin el ve kafalarini çarpabilecegi bölgelerde yumusak malzeme, aktif kafaliklar, omur koruma sistemi WHIPS, aktif gergili emniyet kemerleri, airbag, sidebag'ler, yan cam hava yastiklari IC, kapi içi çelik barlar, gövdenin darbe emici katlanma bölgeleri...

PATINAJ: Tekerlekler yolu iyi tutamadigi zaman, özellikle kaygan ve buzlu yollarda olusan kayma.

PATS: Amerikan otomobillerindeki immobilizer içeren alarm sistemi.

PDC (Parktronic; Park Distance Control): Otomobilin tampon hizasinda ses dalgalari ile bosluk kontrolü yaparak çalisan park yardim sistemi.

PINYON: Çogu otomobilde düz disli - pinyon sistemi kullanilir. Direksiyon milinin ucundaki küçük disli çarka pinyon denir. Pinyon, ileri geri hareket edebilen düs disliyi hareket ettirir. Düz disli tekerlekleri saga, sola çeviren rotlara baglidir.

PISTON KOLU YATAGI: Piston kolunun krank miline baglanan ucundaki yatak.

PISTON PIMI: Piston ile biyel kolunu birlestirir.

PISTON SEGMANI: Piston üstündeki yuvalara oturan ve silindir gömlegi ile piston arasinda geçirmez bir tabaka olusturan bir ucu açik yayli halka.

PISTON VURUNTUSU: Silindire göre fazla asinmis pistonun, silindir yuvalarina çarpmasiyla meydana gelen boguk vuruntu.

PITMAN KOLU: Sektör disli mili ile tekerleklere hareket ileten yön çubugunu birlestiren koldur. Direksiyon hareketini tekerleklere iletirken ileri-geri hareket eder.

PLATINLER: Distribütör içinde yer alan, krank milinin dönüsü ile açilip kapanan ve bujilere kivilcim veren atesleme devresini açip kapayan kontak plakalari.

PNÖMATIK: Basinçli gazla çalisan sistemlere verilen genel ad. Örnegin günümüzde kullanilan lastikler basinçli hava ile dolu olduklarindan pnömatik lastik olarak anilir.

PORT: Supaplarda, hava-yakit karisiminin ve yanmis gazlarin geçtigi delik.

PREM-AIR: Radyatörden gelen hava içindeki zararli ozon gazlarini filtre eden ve oksijen oranini arttiran sistem.

PSM (Porsche Stability Management): Porsche patentindeki bir tür ESP.

QUATTRO: Audi patentli otomobillerdeki elektronik destekli 4 tekerlekten çekisi sistemi.

RADYATÖR: Motordaki sicak suyu sogutarak motora geri gönderir.

RADYAL LASTIK: Katlarindaki iplikler bir yanaktan digerine janta dik olarak giden lastik.

REAL-TIME ÇEKIS SISTEMI: Normalde ön tekerleklerde olan çekis, bir patinaj durumunda çekis gücünü otomatik olarak arka tekerleklere de ileten sistem.

REGÜLATÖR: Elektrik sisteminde dinamonun çikis voltajini ve akimini kontrol ederek dis devreyi asiri voltajdan ve dinamoyu asiri akimdan koruyan düzen.

ROADSTER: Küçük üstü açik (fakat tente ile kapatilabilir) iki veya 2+2 kisilik otomobil.

ROLL-OVER-BAR: Cabrio, Roadster ve Speedster otomobillerde olasi bir "takla" kazasi aninda arka taraftan yükselen koruma barlari.

ROLANTI DEVRI: Gaz kelebegi serbest durumda iken motorun yüksüz ve bos viteste çalisma devri.

ROT: Direksiyon sisteminde pitman kolunu tekerlere birlestirir.

RPM: Motorun 1 dakikadaki devri.

RULMAN: Içinde çelik bilyeler bulunan ve saftin sarsilmadan dönmesini saglayan yuvarlak parça.

RÜZGAR TÜNELI: Aerodinamik çalismalarinda yararlanilan bir tünel. Bu sayede bilim adamlari degisik hizlardaki havanin otomobilin çevresinde nasil yol aldigini izleyebilir. Modern rüzgar tünellerinde degisik hava kosullari da yaratilabilir. Örnegin tünele basinçli su verilerek otomobilin saganak yagmurda su alip almadigina bakilir. Tüneldeki rüzgarin hizi saatte 150 km'ye çikabilir.

SAE: Society of Automotive Engineers (Amerikan normu)

SAV (Sports Activity Vehicle): Sportif özellikleri çok öne çikarilmis, iri, arazi tipli binek araç.

SDI (Saugdiesel Direct Injection): VW'nin turbo olmayan direkt enjeksiyonlu dizel motorlarinda kullanilan bir sistemin ismi.

SEDAN: Dört kapili, bagaj uzantisi çok belirgin, binek otomobil tipi.

SEGMAN: Piston üzerindeki yuvalara oturan ve silindir gömlegi ile piston arasinda geçirmez bir tabaka olusturan bir ucu açik yayli halka. Iki çesidi vardir. Kompresyon segmanlari yanma odasindaki kompresyonun kaçmasini önler, yag segmanlari silindir duvarindaki fazla yagi siyirarak yanma odasina çikip yanmasini önler.

SEGMAN AGIZ ARALIGI: Segman silindire takildigi zaman agizlari arasinda kalan kisim.

SELESPEED: Manuel sanzimani elektro-hidrolik bir düzen ile yari otomatige çeviren ve direksiyon üstünden kumanda da saglayan sistem.

SENKROMEÇ: Vites degistirilmesini kolaylastiran, iki dislinin hareketini ayarlayan vites kutusundaki parça.

SERVO: Emme manifoldunun emme gücünden yararlanarak ayak freninin çalismasi sirasinda fren pedalinin gücünü kontrol eden aygit.

SETAN SAYISI: Benzinlerdeki oktan sayisinin dizel karsiligi.

SIA HACMI: Santimetreküp (cc) olarak belirtilen, yanma odasinin tavanina dogru, pistonun silindir içinde hareket ettigi hacim.

SIDEBAG: Yan kapilarin içinden veya koltuk omuzlarindan açilan havayastiklari.

SIPS: Yandan gelecek darbelere karsi koruma sistemi (Volvo patentli). Ön koltuklarin altinda enlemesine ve B direklerinde diklemesine bulunan yüksek dayanikligi olan çelik barlar ile yan havayastiklarinin olusturdugu sistem.

SIKISTIRMA ORANI: Pistonun silindir içinde en asagidayken üstünde kalan hacmin, en üst konumdayken üstünde kalan hacme orani.

SIKISTIRMA ZAMANI: Pistonun silindir içindeki en alt konumundan en üst konumuna ulasincaya kadar geçen zaman. Bu sirada supaplar kapali ve hava-yakit karisimi sikismaktadir.

SILINDIR: Motorda pistonun içinde asagi yukari hareket ettigi boru seklindeki yapi.

SILINDIR BLOGU: Motorun esas gövdesi. Içine ve disina diger motor parçalari takilir. Motorun silindirleri ve krank muhafazasinin üst kismi burada bulunur.

SILINDIR ÇAPI: Bir silindirin standart çapi.

SILINDIR HACMI (CC): Silindirin hacmi cc yani, santilitre (santimetreküp) olarak belirtilir. Bir motorun silindir hacmi 1.6 litre denildiginde aslinda bu yuvarlak bir rakamdir. Gerçek rakam 1598 cc ya da 1580 cc olabilir. Örnegin 4 silindirli bir motorda dört silindirin hacimleri toplamini gösterir. Silindirin taban alani ile strokunun, yani bir silindirin taban alani ile yüksekliginin çarpilmasiyla bulunur. Daha fazla tork elde etmek ya da daha yüksek devirli yapmak gibi amaçlarla hacim ayni kalarak, motordaki silindirin çapi ve stroku daha büyük ya da daha küçük yapilmaktadir.

SILINDIR KAPAGI: Silindirlerin üstünü örten parça. Su gömlekleri ve l tipi motorlarda supaplar burada bulunur.

SILINDIR GÖMLEKLERI: Silindir duvarlarini olusturacak sekilde silindir bloguna takilan silindirik parçalar.

SILKELEME: Zayif yakit karisimi nedeniyle motorun yaptigi silkeleme hareketi.

SINYAL LAMBASI: Diger sürücülere otomobilin ne tarafa dönecegini bildirir.

SIS LAMBASI: Sisli ve yagisli havalarda aracin diger sürücüler tarafindan görülmesini saglar.

SLS: Lüks otomobillerde ve Off-road araçlarinda kullanilan, aracin yüksekligini otomatik olarak ayarlayan sistem.

SOHC: Silindir sirasi basina üstte tek egzantrik milinin kullanildigi düzen.

SOLENOID: Mars motorunu çalistiran bir elektrik anahtaridir. Kontak anahtarinin çevrilmesiyle akümülatördeki elektrik solenoid üzerinden mars motoruna gider.

SPACEFRAME: Uzay modüllerinin insasinda kullanilmis, hafif alüminyum alasim gövde ve sasi yapisi.

SPEEDSTER: Bütünüyle sportif kullanim için tasarlanmis, A-sütunlari ve ön cami tam olarak bulunmayan, iki kisilik küçük üstü açik otomobil.

SPORTSWAGON: Tavan çizgisi arkaya dogru biraz alçalarak devam eden, uzun Hatchback tarzi, sportif vagon otomobil tipi.

SRS: Olasi bir kazada havayastigi ve aktif gergili emniyet kemerlerinin birlikte çalismasini, gaz pedallarinin ileriye dogru katlanmasini saglayan tüm ek güvenlik sisteminin ismi.

STATIONWAGON: (SW; Break; Avant, Kombi) Tavan çizgisi en arka noktaya kadar yatay devam eden, çok genis bagaj imkani sunan vagonet tarzi araç tipi.

STEPTRONIC: Otomatik sanzimandaki ileri viteslerin kademelerinin manuel olarak belirlenmesini saglayan sportif otomatik sistem.

STOP LAMBASI: Arkadaki sürücüye fren yaptigini bildirir. Bazi otomobillerde arka camin içinde ek bir stop lambasi bulunur.

STROK: Pistonun silindir içindeki en alt konumundan en üst konumuna kadar aldigi yol.

SU DAGITIM BORUSU: Motor sogutma sisteminde egzoz supaplari ve fazla isinan kisimlarin etrafinda sürekli su akisini saglayan boru.

SU GÖMLEGI: Silindirin asiri isinmasini önler.

SU POMPASI: Motor sogutma sisteminde radyatörle su ceketleri arasinda su devir-daimini saglar.

SU YASTIGI: Lastikle yol arasinda kalan su, ince ve kaygan bir tabaka oluturur. Bu olaya su yastigi (kamasi) denir. Bu durumda otomobil yolu tutamaz ve denetimden çikar. Modern lastikler su yastigi olusumunu önleyecek biçimde tasarlanmistir.

SUPAP: Motora hava yakit karisiminin girisini ve yanmis gazlarin motordan çikisini denetleyen parça.

SUPAP ITICILERI: Motor blogunun üst kisminda yer alan, motor supaplarini açip kapayan, hareketini krank milinden alan kam miline bagli silindirik kol. Kam mili dönerken, kam çikintisi supap iticisinin altina geldigi zaman supaplar açilir.

SUPAP KILAVUZU: Supapin takildigi ve içinde asagi-yukari hareket ettigi, silindir kapagina veya silindir bloguna takilan silindirik parça.

SUNROOF: Otomobilin tavanindaki genelde cam veya seffaf materyallerden üretilen açilabilir parça, açilir tavan.

SUPERSELECT: Japon ve Amerikan "truck"larinda kullanilan en gelismis 4x4 kontrol sistemi. Çekis gücünü degisik kombinasyonlarda dagitan sistemde sadece; arka tekerleklere veya ön ile arka tekerlekler arasinda belli oranda veya ön ile arka tekerlekler arasinda esit veya arazi vitesiyle birlikte ideal dört çekisli orana güç dagilimi gerçeklesiyor.

SUSTURUCU: Egzoz sisteminde, içinden egzoz gazlari geçen ve gazlarin sesini azaltan sistem.

SUV (Sport Utulity Vehicle): Sportif hobi amaçli araçlar için kullanilan genel tanimlama, hafif arazi araci. Örnegin, Honda HR-V veya Toyota RAV4.

SÜPERSARJÖR: Motora daha çok hava yakit karisimi pompalayarak otmoobilin daha hizli gitmesini saglar. Sürücü tarafindan çalistirilip durdurulabilir.

SÜSPANSIYON: Otomobil süspansiyonlari yolculugu daha konforlu hale getirir. Tekerlekler yollardaki çukur ve tümseklerden geçerken yukari asagi hareket eder. Süspansiyon sistemi, tekerleklerdeki titresimlerin otomobilin gövdesine ulasmasina ve gövdenin kontrolsüz olarak hareket etmesine engel olur. Ayrica tekerleklerin yolla temasini saglamaya da yardimci olur. Modern süspansiyonlarda yay ve amortisör yerine hidrolik silindirler kullanilir. Bütün tekerleklerin yüksekligi otomobildeki merkezi bir bilgisiyara bagli olarak silindirler tarafindan denetlenir. Aktif süspansiyon otomobilin dogrultu kontrolünü önemli ölçüde iyilestirir.

SAMANDIRA KABI: Karbüratörde benzine depoluk eden kap.

SASI: Otomobilin motor, gövde panelleri gibi ana parçalarini tasiyan, genellikle çelikten yapilmis iskelet.

SARJ: Dinamo ya da alternatör tarafindan üretilen ve aküde depolanan akim verimi.

TABAN DIS DESENI: Yolla lastik arasindaki su, toz, kir ve kari disari atar ve yolu daha iyi tutmaya yardimci olur.

TAKOMETRE (Motor devir göstergesi): Krank milinin dakikada yaptigi devir sayisini sürücüye bildiren gösterge.

TAMBURLU FRENLER: Tamburlu frenlerde disk yerine metal bir tambur bulunur. Fren balatalari tamburun içindeki egimli fren pabuçlari üzerine oturur. Tamburla pabuç arasinda bir bosluk vardir. Sürücü fren yapinca pabuçlar hidrolik sistem tarafindan disari itilir ve tambura deger. Böylece tekerlekler yavaslar.

TARGA: A- ve B-direkleri arasindaki tavani çikarilabilen ve yari üstü açik olabilen otomobil tipi.

TAS (Travel Assist System): Bu sistem bagli oldugu GSM hatti sayesinde kaza ve ariza hallerinde markanin merkezine GPS'te belirledigi koordinatlarla birlikte yardim mesaji gönderiyor.

TEKLEME: Motorun bir veya birkaç silindirindeki ateslemenin kusurlu olmasi ya da hiç olmamasindan kaynaklanir.

TERMOSTAT: Körüklü bir aygittir. Soguk havalarda ve motorun ilk çalismasi sirasinda sogutma suyuna kisa devre yaptirarak motorun erken isinmasini saglar.

TOZLUKLAR (ÇAMUR PERDELERI): Oynak parçalara toz ve pislik girmesini önleyen, kauçuktan yapilmis koruyucular.

TC (Traction Control): ASR ile ayni görevi yapan bir sistem. ABS yardimi ile yeri geldiginde fren uygulayarak çekisin basarisini artiriri.

TCS: Çekisin veya itisin oldugu herhangi bir tekerlegin bosa dönmesini engelleyen kontrol sistemi.

TDI: Turbo beslemeli dizel enjeksiyon sistemi.

TIPTRONIC: Vites geçislerine manuel olarak da kumanda edilmesini saglayan elektronik kontrollü sanziman sistemi.

TITRESIM DAMPERI: Krank milinin burulma titresimlerini önlemek için krank miline takilan parça.

TORK: Döndürme kuvveti, kuvvet ile döndürme kolu uzunlugunun çarpimina esittir.

TPC: Jant içlerindeki gelismis sensörler ile çalisan elektronik lastik basinç kontrol sistemi.

TRANSISTÖR: Elektrik anahtari gibi kullanilan elektrik düzeni. Bazi atesleme sistemlerinde platinlerin ömrünü artirmak için kullanilir.

TS (Twin Spark): Alfa Romeo'nun silindir basina 2 buji kullanilan modellerine verilen ad.

TURBO: Motora atmosferik basincin üzerinde hava vererek küçük hacimlerden büyük güçler alinmasini saglayan, gücünü egzoz gazinin fiziksel etkilerinden alan bir çesit pompa.

TÜRBÜLANS: Hava-yakit karisiminin silindirdeki hizli dönüs hareketi.

TWIN SPARK: Daha etkili patlama için atesleme odasinin tepesinde iki bujinin bulunma prensibi.

V MOTOR: Silindirleri V seklinde iki egik düzlem üzerinde bulunan motorlar.

V-8 MOTOR: Silindirleri V seklinde, iki egik düzlem üzerinde dörder dörder siralanmis motorlar.

VALF: Silindir basindaki gaz geçis supaplarina verilen isim. Diger adi supaptir. 8V ve 16V gibi isaretler otomobilin kaç supapli (valf) oldugunu gösterir. 8V dört silindirli bir motorda 8 supap bulundugunu yani her silindire iki supap düstügünü (1 emme, 1 egzoz supabi) gösterir. Dört silindirli motor için kullanilan 16V (ya da 16 supap) ifadesi ise o motorda silindir basina 4 supap (2 emme, 2 egzoz) bulundugunu gösterir. 24V ise alti silindirli bir motorda silindir basina 4 supap bulundugunu gösterir.

VANOS (Variable Nockenwellen Steuerung): BMW tarafindan gerçeklestirilmis degisken zamanli supap, supap iticileri ve eksantrik kontrol sistemi. Bu sistem, emme ve egzoz manifoldlarindaki gaz akisini da kontrol ediyor.

VARIO-DACH: Tavanin A-sütunlari arkasindaki parçalari degistirilerek, bir Cabrio, bir Coupe, bir Sedan ve hatta bir StationWagon olarak kullanim amaci ve tipi degistirilen araç konsepti.

VENTURI: Karbüratör hava bogazindaki daraltilmis kisim. Havanin hizini artirarak vakum meydana getirir ve havanin içine benzin karismasini saglar.

VITES KUTUSU: Sürücüye degisik hiz seçenekleri sunar. Vites kutusunda birçok disli çark bulunur. Bunlarin birbirleriyle degisik sekillerde çalismalari sonucu, bes hatta bazen alti degisik hiz elde edilir. Degisik yol kosullarinda degisik kuvvet ve hizlar kullanildigindan bir otomobilde farkli viteslerin olmasi gerekir.

VISKOZITE: Sivilarin akmaya karsi gösterdikleri direnci anlatan terim. Örnegin kalin bir yagin viskozitesi ince bir yagin viskozitesinden daha fazladir.

VOLAN: Hareketini krank milinden alan düzenek

VTEC: Honda'nin Formula 1 teknolojisinden normal motorlara yansittigi degisken zamanli eksantrik mili kontrol sistemi, ki bu sistem motor hacmi basina güç oranlamasinda rekora sahip.

VVT-I (Varible Valve Timing-Intelligent): Degisken zamanli supap kontrol sisteminin Toyota patentli sekli. Motorun performansini artirir ve gereksiz yere yakit tüketimini engeller.

WANKEL (ROTARY): Yaklastigi duvarlarda patlama yaparak dev silindir blogu içinde dönen yuvarlak kenarli tek bir üçgen piston sisteminden olusur.

WANKEL MOTOR: Rotorlu bir motor çesidi. Üç kanatli rotoru oval bir gövdede merkezden kaçik (eksantrik) olarak döner.

WHIPS: Arkadan gelecek kaza darbelerinde ön koltuklari alttan ön yukariya dogru kaydirarak, sürücü ve yanindakinin boynundan omuruna zedelenme ortaya çikarmayan, salincak hareketi içeren bir sistem.

XENON: Yüksek basinçli ksenon gaziyla ve küçük lensler ile çok güçlü isik veren far teknolojisi

 

 

Yaglarin Otto(Benzinli) ve Dizel Motorlarinda Kullanimi

Bitkisel yaglarin alternatif dizel yakiti olarak kullanilabilmesi ile ilgili çalismalar uzun süreden beri devam etmektedir. Geçmiste de bir çok arastirmada dizel yakiti olarak bitkisel yaglarin kullanimi gerçeklestirilmistir. 1920 ‘lerden daha önceden de bitkisel yaglar denenmistir. Fakat en yogun çalismalar 1970’li yillarin petrol krizi boyunca petrol yerine kullanilmasi düsünülen alternatif yakitlarin arastirilmasi ile baslamistir. Bir çok devlette bu yönde bir tesvik vardi. Bu devletler, enerjiye gerekli önemi verip kendi memleketlerindeki petrol disi enerji kaynaklarini kullanmaya çalismistir. Bitkisel yaglar ile ilgili baslica çalismalar; soya fasulyesi, ayçiçegi, yer fistigi, pamuk çekirdegi, zeytin, kolza tohumu, palmiye ve susam yaglari ile bunlarin karisimlari veya bunlarin ayri ayri esterleri üzerinde yapilmaktadir. Yenilenebilir enerji kaynaklari olarak arastirilan bu bitkisel yaglarin bir çogu dizel motorlari için kullanilabilir bir yakit olarak görülmüstür; bu yaglarin kendisi veya diger yakitlar ile belli oranlardaki karisimlari içten yanmali motorlarda isler bir hale getirmeye yardimci olacaktir.
Degisik arastirmalar, büyük bir potansiyele sahip olan ayçiçek yagini dizel motorlari için bir alternatif yakit olarak kullaniminin uygun olacagini göstermistir. Bir alternatif yakitin kolay elde edilmesi, onun istenilen derecede üretim miktarina baglidir. Ayçiçek yaginin üretimi ekim yapilan alanlarin genisligine bagli olarak degismektedir.

Ayçiçek yaginin dizel motorlarinda yakit amaçli olarak kullanilabilmesi için bazi özelliklerinin dizel yakitinkine yakin olmasi gerekir. Bu saglandigi taktirde motor üzerinde hiç bir degisiklik yapilmadan bu yagin motor yakiti yerine geçebilmesi için çalismalar yapilmistir. Ayçiçek yaginin yakit olarak bazi avantajlari vardir: Yakitin sivi olusu ve sivilar gibi tasinabilirligi, isil degerinin yüksek olusu gibi. Tabi bunun yaninda dezavantajlari da vardir: Yüksek vizkozitesinden dolayi makina parçalari arasinda yavas akma, düsük uçuculuk ve doymamis hidrokarbon zincirinden dolayi reaksiyona girebilme yeteneginin az olmasi. Ayçiçek yaginin setan sayisi 35-40 civarinda olup yagin kalitesine bagli olarak degismektedir.

Motor Performansi

Yakit olarak ayçiçegi yagi kullanilarak yapilan ilk deneylerde motorun ilk harekete zor geçtigi, düsük devirlerde motorun vuruntulu çalistigi, deneysel çalismalardan sonra enjektör meme ucunun karbon birikintileri ile kapli oldugu görülmüstür. Piston basinin tamami üniform bir karbon birikimi göstermistir. Manifold ve emme kanallarinin cidarlari ve egsoz sisteminin cidarlari normal bir görünüm göstermistir. Egsoz ve emme subaplari baslarinda ayçiçek yagi ve dizel yakiti için kisa süreli çalismalarda fazla bir fark gözlenmemistir. Iyi bir yanma saglayabilmek için püskürtülen yakit taneciklerinin %20’sinin çapi 0.005 mm’den, %30’unun çapi 0.015 mm’den ve kalan kisminin 0.06 mm’den büyük olamsi gerekir. Yakit taneciklerinin büyüklügü, tutusma gecikmesi peryodu ve buna bagli olarak vuruntu üzerinde etkisi büyüktür. Yüksek viskozitenin enjektör memesinin (orifis) daralmasi, segman yapismasi ve karbon birikintilerine sebep oldugu, ayrica motorun ilk çalismasini zorlastirdigi ve vuruntuya arttirdigi bilinmektedir. Vizkoziteyi düsürmek ve setan sayisini için yakit isitilmistir. Ayçiçek yaginin 1450C’ye kadar isitilmasi ile 400C’deki dizel yakitinin viskozitesine yaklastigi görülmüstür. Isitilmis olarak silindir içerisine püskürtülen yag, püskürtme karakterleri önemli ölçüde iyilesmektedir. 1450C’de setan sayisi da 39’a yükselip bu dizel yakitina yakin görülmektedir.

Kullanilan Karisimlar

Bitkisel yaglar dizel yakiti ile karistirilarak motorlarda yakit olarak kullanilirlar. Bunlarindan üç tanesi :

Dizel - Ayçiçekyagi karisimlari


• Karisimlarin %100 dizel ile yaklasik ayni güç degerlerine ulastigi
• %85 dizel + %15 ayçiçekyagi ile %100 dizele göre daha yüksek motor momentine ulasilirken, %80 dizel + %20 ayçiçekyagi ile %100 dizele göre daha düsük moment degerlerine ulasildigi,
• %80 dizel + %20 ayçiçekyagi karisimi ile özgül yakit sarfiyatinin daha yüksek oldugu ve %85 dizel + %15 ayçiçekyagi karisiminin ise düsük devir sayilarinda %100 dizele göre daha ac ve büyük devir sayilarinda ise daha yüksek oldugu,
• Egsoz gazi siyahlik derecesinin %80 dizel + %20 ayçiçek yagi karisim ile daha düsük oldugu tespit edilmistir.

Dizel - Soya yagi karisimlari

• Karisimlarin %100 dizel ile yaklasik olarak ayni degerlere ulasildigi,
• Karisimlarin moment degerlerinin de %100 dizel degerlerine yakin oldugu,
• Yakit sarfiyatinin %80 dizel + % 20 soyayagi karisiminda %100 dizel ve %85 dizel + %15 soyayagina göre düsük devir sayilarinda yüksek devir sayisi yükseldikçe %85 dizel + %15 soya yaginin özgül yakit sarfiyatinin arttigi,
• Egsoz gazi siyahlik derecelerine %100 dizel kullanildiginda diger karisimlara nazaran yüksek görülmüstür.


Dizel - Pamukyagi Karisimlari

• %85 dizel + % 15 pamukyagi karisiminin güç degerlerinin %100 dizel ile ve %80 dizel + %20 pamukyagini göre yüksek oldugu,
• Ayni sekilde moment degerlerininide %85 mazot + % 15 pamukyagi karisimi degerlerine göre yüksek oldugu,
• Yakit sarfiyatinin %85 mazot + % 15 pamuk yagi karisiminda % 100 dizel ve % 80 dizel + % 20 pamukyagina göre yüksek oldugu tespit edilmistir.


Yakitin Kullanilma Sonuçlari

Ayçiçek yagi kisa süreli deneylerde dizel yakiti ile karsilastirilabilir derecede kullanisli olmaktadir. Uzun süreli denemelerde yaglama yaginda bazi problemler bas göstermektedir. Bunun yaninida piston segmanlarinda reçine olusmasi ve yapismasi ile enjektör püskürtme problemleri meydan gelmektedir. Püskürtmede normal bir dagilim elde edilememektedir. Dizel yakitina nazaran ayçiçek yagi CO ve partikül emisyonlarina meyilli oldugu gözlenmis olup bu emisyonlarin miktarinda artis olmustur.
Ayçiçek yaginin dizel yakiti olarak kullaniminda meme ucunda karbon birikintileri görülmüstür. Olusan karbon birikintilerinden dolayi meme delik çapinda meydana gelen daralmadan sonra yakit atomizasyonu zamanla kötülesmektedir. Bu da yanmanin kalitesine etki etmektedir. Enjektör ignesinin etrafinda olusan reçine tabakasi ignesinin serbest hareketini engellemektedir. Bunun sonucunda meme ignesinin yapismasi ve ignenin yeniden açilmamasi gibi problemler ortaya çikmaktadir.

 

Doğalgazın Otto(Benzinli) ve Dizel Motorlarında Kullanımı

Doğalgazın taşıtlarda benzin ve motorine düşük emisyonlu bir alternatif olarak yaygınlaşması özellikle son senelerde dikkat çekmektedir. Doğalgazın birçok ülkede zengin kaynaklarının olması, diğer birçok ülkede ise boru hatları ile yaygınlaştırılmasına rağmen taşıtlarda yakıt olarak kullanılması, diğer uygulamalarına göre biraz yavaş kalmıştır. Son senelerde ise gerek doğalgazın yaygınlaşması, gerekse ekonomik ve çevresel faktörlerin tercihi, taşıtlarda doğalgaz kullanımını bir alternatif olarak gündeme getirmiştir.

Araçlarda doğalgaz kullanımı 50 yıldan daha fazla bir geçmişi vardır. Geçmişten bir örnek vermek gerekirse örneğin Fransa’da Lacq gaz üretim bölgesinde 1950’li yıllarda yaklaşık 10000 araç doğalgazla çalıştırılmıştır. Bu günlerde de araçlarda doğalgaz kullanımı hızla yaygınlaşmaktadır.
Birçok batı ülkesinde doğalgazın araçlarda kullanımı ile ilgili çalışmalar ve araştırmalar büyük bir hızla devam etmektedir.
Bunlara bir örnek vermek istersek dünyada en fazla kara nakil aracı kullanılan ABD’yi incelemek gerekmektedir. Dünyada mevcut 520 milyon otomobil ve kamyonun 190 milyonu bu ülkededir. ABD’deki hava kirliliğinin ortalama % 50 sinin bu araçların egzozlarından ötürü ortaya çıktığı belirlenmiştir.

Petrol bağımlı bu araçlarda egsoz emisyonlarını azaltmak için ABD’de çeşitli önlemler alınmış tüm benzinli araçlara katalitik filitreler takılmış, araçların motor tasarımları geliştirilmiş, benzin ve dizel yakıtın yapıları değiştirilmiştir. Bu önlemlerin yeterli olmaması üzerine 1990 yılındaki Temiz Hava Yasası ve 1992 yılında kabul edilen Enerji Kanunu ile de alternatif yakıtlar için çalışmalar başlatılmıştır. Bu iki kanun ile başlatılan çalışmalar bugün 30 eyalette devam etmektedir ve bu yüzyılın sonuna kadar 5 milyon aracın doğalgazla çalışması planlanmaktadır.

Ülkemizde de Ankara ,İzmir ,Bursa , ve İstanbul ‘da başta olmak üzere taşımacılıkta kullanılan belediye otobüslerinin egsoz gazlarının neden olduğu hava kirliliğini azaltmak için birtakım projeler geliştirilmekte ve doğalgaza dönüşümleri tamamlanan otobüslerin kullanılmasına başlanmıştır.

Doğalgazın büyük bölümünü %90-96 CH4 (metan) gazı oluşturmaktadır. Geri kalan bölümünü ise %2.411 C2H6 (etan), %0.736 C3H6 (propan), %0.371 C4H10 (bütan), %0.776 N2 (azot), %0.164 C5H12 (pentan) ve % 0.085 CO2 (karbondioksit) oluşturmaktadır.

Doğalgazın, Otto motorlarında yakıt olarak kullanılmasında yarar sağlayacak en önemli özelliği oktan sayısın yüksek oluşudur. Ayrıca ısıl değerinin benzin ve alkole göre yüksek olması da bir avantaj sağlamaktadır. Doğalgaz benzine oranla daha yüksek hava fazlalık katsayısı değerlerinde tutuşma olanağına sahiptir. Böylece motorun fakir karışımla çalıştırılıp, yakıt ekonomisi ve egsoz gazları emisyonu açısından yarar sağlanması da mümkün olmaktadır.

Ancak stokiyometrik karışım içindeki yakıtın hacimsel oranının yüksek oluşu (benzin için % 1.65, metan için %9.47) nedeniyle, motorun birim hacmindeki stokiyometrik karışımın ısıl değeri benzine göre %10 mertebesinde daha az olmaktadır. Ayrıca laminar alev hızının da benzin-hava karışımına göre düşük olması, benzin motorlarında, performans açısından olumsuz etkiler yaratmaktadır. Ancak doğalgazın motor performansı üzerindeki bu olumsuz etkisi, sahip olduğu yüksek oktan sayısı avantajlı kullanılarak motorun sıkıştırma oranının artırılması sonucunda giderilebilmektedir.

Doğalgazın difüzyon katsayısının benzine oranla iki kat fazla olması, hava ile daha kolay ve hızlı karışması, çift yakıtlı motorlarda kullanımı açısından yarar sağlamaktadır. Diesel ilkesine göre çalışan motorlarda doğalgaz, ortam içerisine yapılan pilot püskürtme yardımıyla tutuşturulabilmektedir. Bu özelliği nedeniyle doğalgaz, benzin ve dizel motorlarında önemli değişiklik yapılmadan kullanılabilmektedir.

Yüksek performansa ve düşük emisyonlara sahip bir doğalgaz motorunun yapımı doğru sıkıştırma oranının tespiti ile sağlanmaktadır. Bu oran her motor için değişebilir. Sıkıştırma oranının arttırılmasını motor vuruntusu sınırlamaktadır. Doğalgazın yüksek oktan sayısına sahip olması sıkıştırma oranının arttırılabilmesini sağlamaktadır. Genel olarak benzin motorlu taşıtlarda sıkıştırma oran 8:1 ve benzin oktan sayısı 90’dır. Fakat ortalama olarak doğalgaz motorunda sıkıştırma oranı 12:1 ve yakıtın oktan sayısı ROS 130, MOS 105’dir. Oktan sayısı yakıtın kalitesine göre daha da az olabilmektedir. Yüksek oktan sayısı demek; vuruntunun ortadan kalkması, daha uzun buji ömrü, yağlama yağının daha fazla kullanımı ve soğuk havalarda iyi çalışma demektir. Doğalgaz motorlarında sıkıştırma oranının yüksek tutulması önemlidir. Sıkıştırma oranının arttırılması daha fazla termik verim sağlar. Termik verimin artması yakıt tüketiminde azalma demektir. Sıkıştırma oranında bir değişiklik yapılmadan doğalgazın benzin motorlarında kullanılması durumunda güçte %7’lik kayıp meydana gelecektir. Sıkıştırma oranını arttırılması ile motorda benzin yerine doğalgaz yakılması sonucu oluşacak güç kayıplarının üstesinden gelinebilir. Doğalgaz daha hafif moleküler yapıya sahiptir ve silindire giren havanın %10’u teşkil etmektedir. Hava miktarıın azaltılması genellikle güç kaybına neden olurken sıkıştırma oranının arttırılması bu durumu azaltabilir. Ayrıca doğalgazın yanması sonucu oluşan maksimum basınç ve sıcaklıklar benzin motorlarından daha düşük olduğundan, sıkıştırma oranının arttılması sonucu artacak olan basınç ve sıcaklıklar tehlikeli boyutlara ulaşmayıp, ancak benzin motorlarındaki değerlere gelecektir. Dizel motorlarının yüksek sıkıştırma oranlarında çalışması ve doğalgazın oktan sayısının yüksek olması nedeni ile sıkıştırma oranının yüksek tutulabilmesinden dolayı, eğer dizel motorlarında uygun değişiklikler yapılırsa, doğalgazın dizel motorlarında rahatlıkla kullanılabileceğine yaygın olarak inanılmaktadır. Doğalgazın difüzyon katsayısının benzine oranla iki kat fazla olması, hava ile daha kolay ve hızlı karışması, çift yakıtlı motorlarda kullanımı açısından yarar sağlamaktadır. Dizel ilkesine göre çalışan motorlarda doğalgaz, ortam içerine yapılan pilot püskürtme yardımıyla tutuşturulabilmektedir. Bu özelliği nedeni ile doğalgaz, benzin ve dizel motorlarında önemli değişiklik yapılmadan kullanılabilmektedir.


Doğalgazın dağıtımı borularla kullanım yerine kadar yapılabilmektedir. Çok temiz ve özellikleri sabit olan bir yakıt türüdür. Çevre kirliliği yapmaz. Doğalgazın depolanması, buharlaştırılması ve karbürasyonu farklı bir şeklide düzenlenmelidir. Ayrıca sıvı yakıtı gaz haline getirmek, basıncını düşürmek ve motora uygun şartlarda vermek için özel ekipmanlara ihtiyaç vardır.

Doğal Gazın Dizel Motorlarında Kullanılması

Gaz yakıtlarının dizel motorlarında kullanımı, dizel çevriminin özelliği nedeniyle, beraberinde çözümü gerektiren bazı problemleri getirmektedir. Bunların başında gaz yakıtlarının tutuşma meyillerinin az oluşu, sıkıştırma zamanı sonunda silindire sokulmalarının güçlüğü ve yüksek sıkıştırma oranlarındaki vuruntu (benzin motorlarındaki) tehlikesi gelmektedir. Gaz yakıtın emme zamanı sırasında, emme havası ile birlikte silindire alınması kolayca sağlanabilmektedir. Bu durumda yakıtın tutuşmaya hazırlık süresi uzadığından vuruntu tehlikesi de artmaktadır. Ancak doğalgazın oktan sayısının yüksek oluşu, uygun bir tutuşma ortamı sağlandığını, dizel çalışması sırasında vuruntudan kaçınılabilme olanağını da sağlamaktadır.

Doğalgazın dizel motorlarında kullanılması iki türlü gerçekleştirilmektedir
Motor dizel ilkesi ile çalışmaya devam eder; fakat yakıt olarak hem doğalgaz hem de dizel yakıtı aynı anda kullanılır.
Dizel motoru otto motoruna dönüştürülür ve yakıt olarak motorda sadece doğalgaz kullanılır.

Egsoz Emisyonu

Motorlu taşıtlarda yakıt olarak doğalgazın kullanılmasıyla veya az miktarda devreye ilave edilmesiyle egsoz emisyonlarında azalmalar olmaktadır. Büyük şehirlerdeki hava kirliliğinde motorlu taşıtların payının fazlalaşması, egsoz emisyonlarındaki zehirli gazların azalmalarını temin eden doğalgazın kullanmanın önemini ortaya çıkarmaktadır. Doğalgazın yakıt olarak motorlu taşıtlarda kullanımı, özellikle şehir trafiğinde seyreden, dizel motorlarında NOx ve HC emisyonlarında azalmalar, benzin motorlarında da CO ve HC emisyonlarında azalmalar temin edecektir. Doğalgazın karbon oranının, diğer petrol yakıtlarına göre, düşük olması egsoz gazlarındaki karbondioksit oranının azalmasına sebep olacaktır. Ayrıca doğalgaz kullanımı, benzinli taşıtların egsoz emisyonlarındaki zehirli kurşun türevlerini tamamen yok edecektir. Doğalgaz oktanı yüksek kurşunsuz bir yakıttır.

Benzin motorlarında ve dizel motorlarında doğalgaz kullanılması durumunda yanma sonu sıcaklığında bir düşme olmaktadır. Gerçekte yanma sonu sıcaklığının artmasıyla NOx emisyonlarında artma gözlenmektedir. Fakat yapılan deneylerde, dizel motorunda ve benzin motorunda, doğalgaza geçilmesi durumunda yanma sonu sıcaklıklarında bir düşme gözlenmektedir. Bu da NOx emisyonlarında bir azalma sağlayacaktır.

CO emisyonları yanma sonu sıcaklığı, yanma verimi, su buharı miktarı ve NOx emisyonlarının oluşumu ile ve hava fazlalığı ile değişim göstermektedir. İyi bir yanma ile CO miktarında düşmeler görülür. Zengin karışımlarda, CO emisyonlarında artmalar gözlenir. Hava katsayısının belirli değerleri arasında sıcaklıkla beraber NOx’de artmalar gözlenir, bu artma olurken buna ters olarak CO misyonlarında azalmalar görülür. HC emisyonlarında da CO emisyonlarına benzer değişmeler görülür. İyi bir yanmayla HC ve CO emisyonlarında düşmeler olurken, sıcaklığın artması ile NOx emisyonlarında artmalar görülür. Doğalgazın yakıt olarak kullanılması ile daha iyi bir yanma ve yanma sonu sıcaklıklarında azalma sağlanır. Bu da CO , HC ve NOx emisyonlarında azalma olacağını göstermektedir.

Doğalgaz kullanılan motorların egsoz emisyonlarında, benzin motorlarına göre daha az miktarda karbondioksit, karbonmonoksit, nitrojenoksit ve metan bulundurmayan hidrokarbonlar olması için genellikle üç yollu katalitik konverter kullanılması tavsiye edilmektedir. Fakat doğalgaz motorundan yayılan egsoz emisyonları kullanılan doğalgazın cinsine, kullanılan motor tipine göre de değişmektedir.

Doğalgaz Yakıtının Taşıtlarda Depolama Şekilleri

Doğalgazın taşıtlarda depolanması ekonomik ve teknolojik yönden problemler doğurmaktadır. Çünkü ister gaz olarak, ister sıvı olarak depolansın doğalgaz yüksek basınç altında depolanmaktadır. Bu da bir yandan depo ağırlığının artmasına, diğer taraftan emniyet açısından bazı problemlere yol açmaktadır.

Gerek çift yakıtlı gerekse tek yakıtlı sistemlerde araçlardaki doğalgaz tüplerde depolanmaktadır. Bugün Ankara’da kullanılan sistemde doğalgaz 200 atmosfer basınç altında 8 adet 50 litrelik tüplerde depolanmaktadır. Bu tüplerle araç yaklaşık 150 km. Yol kastedebilmektedir. Yalnız çelik tüplerin en büyük dezavantajları boş tüplerin ağırlığıdır. Her biri yaklaşık 50 kg olan bu tüpler nedeni ile araca ek 400 kg’lık bir yük yüklenmiştir.

Bugün boş ağırlığı azaltmak için çalışmalar yapılmaktadır. Bugün ikinci kuşak tüplerde metal ve kompozit bir arada kullanılmakta ve boş ağırlık azaltılmaya çalışılmaktadır. 1993’un ikinci yarısında tümüyle kompozit 200 atmosfere dayanıklı silindirler üretilmeye başlanmıştır. Bu silindirlerin yaygınlaşması ile araçlarda en büyük sorun olan gazların depolanma sorunu ortadan kalkacaktır.

Dünya çapında doğalgaz silindirlerinin standart hale gelmesi için 1990 yılından beri çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar Uluslararası Standart Organizasyonu (ISO) bünyesinde geliştirilmiştir. Doğalgaz depolama silindirleri ISO Standart taslağı 1993 yılında tamamlanarak yayınlanmıştır. Bu taslağın ISO Standardı haline gelmesi 1994 yılı içinde gerçekleşmiştir.

Bu standarta göre tanklar 10 yılda bir yeniden test edilecekler, tüm tanklar –400C ile +650C arasında bir problem yaratmayacak ve 250 atmosfer basınca 10000 defa doldurulunca da emniyetlerinden bir şey kaybetmeyecek, darbelere ve yangınlara dayanıklı olacaktır.

Bugün kullanılan teknolojilerde; 200 atmosferde depolanan doğalgazın basıncı, uygulanan teknolojiye göre değişmek üzere kullanılan bir regülatörle 7 bar ile 10 milibar arasında bir basınca düşürülmekte ve hava ile karıştırılarak emme manifoldundan motora verilmektedir. Aşırı güç taleplerin motorun aşırı ısınmasını ve ani basınç artışlarını önleyen sistemlerle donatılan bu araçlarda, tüpler de darbelere ve kazalara karşı korunmak üzere çelik muhafazalarla taşınmaktadır. 

 

RAKAM

2V - (Two Valve) İki supap
4EAT - (4 speed Electronic Automatic Transmission) 4 hızlı otomatik transmisyon
4WAL - (Four Wheel Antilock) Dört tekerlek kilitlenmesiz
4WD - (Four Wheel Drive) Dört tekerlekten tahrikli, dört çekerli
4WS - (Four Wheel Steering) Dört tekerlekten yönlendirme




A

A - (Amperes) Amper
AAC – (Auxiliary Air Control ) Yedek hava ünitesi
AAP - (Auxiliary Acceleration Pump) Yardımcı hız pompası
ABC – ( Active Body Control ) Otomobilin yanlara öne ve geriye doğru kasılmasını önleyen mercedes patentli hidro elktronik sistem Anlık sürüş durumuna göre değişen, bilgisayar kontrollü ve hidrolik yürüyen aksam. Mercedes CL'de kullanılan sistem ile virajlarda yana yatma ve fren anında öne eğilme önleniyor
AAS – (Auto Adjusting Suspension) Otomatik Ayarlı Süspansiyon
ABS - (Antilock Brake System) Kilitlenmeyen fren sistemi
ABSCM-(ABS Control Module) ABS kumanda modülü
ABV- (Anti-Backfire Valve)Geri Tepmeyi Önleyici Sübap
AC - (Alternating Current) Alternatif akım
A/C - (Air Conditioning) Klima
ACC - (Air Conditioning Clutch) Klima kavraması
ACC - (Automatic Climate Control) Otomatik iklimlendirme kontrolü
ACC - (Adaptive Cruise Control) Uyarlanabilir seyir kontrolü
ACCS - (Air Conditioning Cyclic Switch) Klima çevrimsel anahtarı
ACD - (Air Conditioning Demand) Klima ihtiyacı
ACL - (Air cleaner) Hava filtresi
ACR4 - (Air Conditioning Refrigerant, Recovery, Recycling, Recharging) Klima soğutucusu, iyileştirme, dönüşüm, şarj
ACON - (Air Conditioning On) Klima açık
ACP - (Air Conditioning Pressure) Klima kavraması
ACT - (Air Charge Temperature -replaced with IAT) Hava dolgu sıcaklığı
A/D - (Analog to Digital) Analogdan dijitale
ADB - (Automatische Differantial Bremse)Otomatik diferansiyel freni Standart kilitli diferansiyellerin elektronik devreli bir versiyonu.
ADS – Uygun tampon sistemi Sürüş tarzı, yol durumu ve yükleme durumuna göre en uygun tampon sertliği sağlanıyor.
ADU - (Analog-Digital Unit) Analog-dijital ünite
AFC - (Air Flow Control) hava akış (debi) kontrolü
AFR - (Air Fuel Ratio) Hava/yakıt oranı
AFS - ( Active Fahrwerks Stabilierung)Aktif yürüyen aksam stabilitesi Temel olarak ABC ile ayni islevi görür. Sistem Citroen Xantia Activa'da kullanılmaktadır.
AFV - (Alternative Fueled Vehicle) Alternatif yakıtlı taşıt
AIR - (Secondary air injection -formerly Thermactor air) İkinci hava enjeksiyonu
AIRB - (Secondary Air Injection Bypass) İkinci hava enjeksiyon baypası
AIRD - (Secondary Air Injection Diverter) İkinci hava enjeksiyon saptırıcı
AIS - (Automatic Idle Speed) Otomatik rölanti hızı
ALB (Anti Lock Brakes): ABS'nin ilk ve basit şekli. Kızaklayan tekerlekleri hızlı ritimde bırakıp tekrar tutan fren sistemi.
ALC - (Automatic Level Control) Otomatik seviye kontrolü
ALDL - (Assembly Line Data Link -replaced with DLC) Montaj hattı veri bağlantısı
ALFA ROMEO – ( Alfa : Anonima Lombarda Fabbricca di Automobili )
ALT - (Alternator -replaced with GEN) Alternatör
AMB - (Ambient) Ortam
AOD - (Automatic Overdrive) Otomatik aşırı hız
AODE - (Automatic Overdrive Electronic (transmission)) Otomatik aşırı hız elektronik (transmisyon)
AODE-W - (Automatic Overdrive Electronic Wide (ratio transmission)) Otomatik aşırı hız elektronik geniş(oran transmisyonu)
AP - (Accelerator Pedal) Gaz pedalı
API - (American Petroleum Institute) Amerikan Petrol Enstitüsü
APT - (Adjustable Part Throttle) Ayarlanabilir kısmi gaz
ARC - (Automatic Ride Control) Otomatik sürüş kontrolü
ARS - (Automatic Restraint System Otomatik sınırlama sistemi
ASARC - (Air Suspension Automatic Ride Control) Hava süspansiyonu otomatik sürüş kontrolü
ASC - (Active Stability Control) Aktif kararlılık kontrolü
ASC+T - (Automatic Stability Control Plus Traction) Otomatik kararlılık ve çekiş kontrolü BMW'de kullanılan elektronik çekiş kontrol sistemi olup, sürekli arka tekerleklerin durumunu gözlemleyerek bir kayma olup olmadığını denetler. Arka tekerleklerde bir kayma olursa ASC+T devreye girip frenleri ve motoru kontrol ederek otomobilin yolda kalmasını sağlar.
ASD - (Automatic Shutdown) Otomatik kapama
ASM – ( Auto Shift Manual ) Ford’ta kullanılan otomatik olarak vites değiştirmeye olanak sağlayan sıralı manuel şanzıman (Bkn: Yarı otomatik şanzuman)
ASR - (Acceleration Slip Regulation) İvme kayması kontrolü
ASR – ( Anti slip regulation ) Patinaj önleyici sistem ASR sistemi ilk kalkışta ve hızlanmada, tahrik tekerleklerinin aşırı dönmesini engelleyerek, aracın güvenli hareketini sağlar.
AST – ( Advanced Semisolid Technology ) Gelişmiş yarı katı teknolojisi
A/T - (Automatic Transmission/Transaxle) Otomatik transmisyon
ATF- (Automatic Transmission Fluid) Otomatik şanzuman yağı
ATX - (Automatic Transaxle) Otomatik transaksıl
ATC - (Automatic Temperature Control) Otomatik sıcaklık kontrolü
ATDC - (After Top Dead Center) Üst ölü noktadan sonra
ATM - (Actuator Test Mode) Uyartıcı deney modu
AQS – Hava kalite sistemi . İçerdki havayı kontrol ederek iç hava sirkülasyonunu otomatik devreye sokar.
AWD - (All Wheel Drive) Tüm tekerleklerden tahrikli
AWG - (American Wire Gage) Amerikan tel ölçeği
AWS – ( All Wheel Stering ) Tüm tekerlerden yönlendirmeli örneğin Volvo V70 AWD
AXOD - (Automatic Overdrive Transaxle) Otomatik aşırı hız transaksılı
AXOD-E - (Automatic Overdrive Transaxle - (Electronically Controlled( Otomatik aşırı hız transaksılı - (elektronik kontrollü
AYC - (Active Yaw Control) Aktif sapma kontrolü

B

B+ - (Battery voltage) Akü voltajı
BARO - (Barometric (pressure)) barometrik basınç
BAS – ( Brake Assist System ) Ani frenlemede fren hidroliği içindeki basıncı arttıran ve her tekerde eşit fren gücünün oluşmasını sağlayan sistem.
BCM - (Body Control Module) Gövde kontrol modülü
BHP - (Brake Horsepower) Fren beygir gücü Tekerlekler veya kardan mili yerine "genellikle" krank milinden ölçülen ve motor tarafından üretilen gerçek gücü gösteren ölçüdür. Bu ölçümde vites kutusu, alternatör, difransiyel, su pompası gibi parçalar bağlı değildir. "Brake Horsepower" denmesinin sebebi mildeki gücün bir frenleme mekanizması tarafından absorbe edilmesiyle ölçülür.
BLM - (Block Learn Multiplier -replaced with LT FUEL TRIM)) Blok öğrenme çarpanı
B-LVL - (Bilevel) Aynı seviyede
BMAP - (Barometric and Manifold Absolute Pressure) Barometrik ve manifold mutlak basıncı
BMW – ( almanca ) ( bayerische motoren werke ) bavyera köylüsünün makine işi, el emeği göz nuru anlamında
BOO - (Brake On/Off) Fren açık/kapalı
BP - (Back Pressure) geri basınç
BPA - (Bypass Air) Kısa devre havası
BPS- (Barometric Pressure Sensör) Barometrik basınç sensörü
BPW - (Base Pulse Width) ana sinyal genişliği
BTDC - (Before Top Dead Center) Üst ölü noktadan önce
BTSI - (Brake Transmission Shift Interlock) Fren vites değiştirme ortak kilidi
Btu - (British thermal units) British ısı birimi




C

CAC - (Charge Air Cooler) Dolgu hava soğutucusu
CAC - (Customer Assistance Center) Aracınızla ilgili bütün sorunlarınız için danışmanlık yapan ve arıza durumlarında destek sunan Mercedes-Benz Müşteri Hizmetleri Merkezi (Hollanda - Call Center)
Calif - (California) Kaliforniya
CAN - (Controller Area Network) Araç veya çevre şartlarına bağlı olarak araç fonksiyonlarını düzenleyen sistem MERCEDES
CANP - (Canister Purge) Kanister buharı
CARB- (Carburetör) Karbüratör
CB (Carburator) Karbüratör
CBC-(Cornering Brake Control) Arka akstaki frenlerin optimal kullanımını sağlayan yardımcı fren sistemi. Fren sisteminin içinde hidroliğin en doğru şekilde dağılımını sağlar.
CC - (Cruise Control) Seyir kontrolü-Sabit hız kumandası
CC - (Cubic Centimeter) Santimetreküp
CCD - (Chrysler Collision Detection) Chrysler çarpışma belirlemesi
CCD - (Computer Controlled Dwell) Bilgisayar kontrollü dwell
CCDIC - (Climate Control Driver Information Center) İklim kontrol sürücü bilgi merkezi
CCM - (Central Control Module) Merkezi kontrol modülü
CCM- (Cruise control module ECU) Sabit hız kumandası modülü
CCOT - (Cycling Clutch Orifice Tube) Cevrim yapan kavrama orifis borusu
CCP - (Climate Control Panel) İklim kontrol paneli
CCRM - (Constant Control Relay Module) Sabit kontrol röle modülü
CCS - (Coast Clutch Solenoid) Kavrama boşlama solenoidi
CD - Hava direnci katsayısı. Bir otomobilin ne kadar hava direnciyle karşılaşacağını gösterir. Hava sürtünmesi azaldıkca otomobilin yakıt tüketimi de azalır
CDI – ( Common rail Direkt Injektion )( capacitive discharge ignition ) Ortak yakıt hatlı dizel’in Mercedeste kullanılan ismi. Kısaca ne kadar ekmek o kadar köfte diyeceğimiz bir yöntemle çalışan enjeksyon sistemi. Aracın tork istediği sırlar mazot püskürtmesi fazlalaşırken düz yolda püskürtme basıncı azalır. Aracın performansını düşürmeden yakıt tasarrufu da sağlar.
CDR - (Chrysler Diagnostic Readout) Chrysler Arıza belirleme kılavuzu
CDRV - (Crankcase Depression Regulator Valve) Karter basınç düşürme düzenleme valfi
CDTİ – ( Common rail Diesel Turbo İnjeksiyon ) Opel firmasının common railli ecotec motoru
CE - (Commutator End) Komütatör ucu
CEL - (Check Engine Lamp -replaced with MIL) Motor lamba kontrolü
CELO- (Colt engine lock out switch)Soğuk motor çalıştırma anahtarı
CEAB - (Cold Engine Air Bleed) Soğuk motor hava sızdırması
CFI - (Central Fuel Injection -replaced with TBI) Merkezi yakıt enjeksiyonu
CFI - (Cross Fire Injection) Çapraz ateşleme enjeksiyonu
CI - (Cubic Inch) İnçküp
CID - (Cubic Inch Displacement) inçküp yer değiştirme
CID - (Cylinder Identification) Silindir tanımlama
CKP - (Crankshaft Position) Krank mili konumu
CKT - (Circuit) Devre
CL - (Closed Loop) kapalı devre
CLC - (Converter Lockup Clutch -replaced with TCC) Konvertör kilitleme kavraması
CLCC - (Closed Loop Carburetor Control) Kapalı devre karbüratör kontrolü
CLNT - (Coolant) Soğutucu
CMFI - (Central Multi-port Fuel Injection) Merkezi çok portlu yakıt enjeksiyonu
CMP - (Camshaft Position) Kam mili konumu
CO - (Carbon Monoxide) Karbonmonoksit
CO2 - (Carbon Dioxide) Karbondioksit
COMAND - (Cockpit Management and Data System) Yeni nesil otomobillerde navigasyon sistemi, telefon, saat, TV alicısı, radyo, kaset ve CD çalardan oluşan müzik sisteminin hepsine kumanda eden sistem
COP - (Coil On Plug) Fiş üstü bobin
CPA - (Connector Position Assurance) Bağlantı elemanı konum güvenliği
CPI - (Central Port Fuel Injection) Merkezi port yakıt enjeksiyonu
CPP - (Clutch Pedal Position) Kavrama pedalı konumu-Debriyaj pedalı konum svici
CPS - (Central Power Supply) Merkezi güç sağlama
CPU - (Central Processing Unit) Merkezi işlemci ünitesi
CRDI- ( Common rail Direkt Injektion ) Ortak yakıt hatlı dizel’in hyundai ve kiadaki ismi
CRT - (Cathode Ray Tube) katot ışınlı tüp
CRV – ( Compatc Recreational Vehicle ) Sıkı eğlenceli araç honda modeli
CS - (Charging System) Şarj sistemi
CUV- (Crossower utility vehicle)
CTP - (Closed Throttle Position (switch)) Kapalı gaz konumu anahtarı-Kapalı gaz kelebeği
CTS - (Coolant Temperature Sensor) Soğutucu sıcaklık sensörü
CV - (Constant Velocity) Soğutucu hızı
CVT - (Continuously Variable Transmission) Sürekli değişken transmisyon . Bu sistemde dişli çemberleri birbirlerine bir çelik bantla bağlı bulunurlar böylece kademesiz bir vites kontrolü sağlanır. Konvensiyonel şanzımanlarda geçişler dişlilerle sağlanır.
CVVT-Elektronik olarak değişken supap zamanlaması ile çalışan motor.

D

D - (Diesel) Dizel
DAB - (Delayed Accessory Bus) Geciktirilmiş aksesuar büsü
dB - (Decibels) desibel
dBA - (decibels on A-weighted scale) A ağırlıklı skalada desibel
DBC - (Dinamik fren kontrolü)BAS ile aynı görevi yapıyor, sadece BMW'deki adı farklı.
DVC – ( Dynamische Bremsen Control ) Ani frenlemede fren hidroliği içindeki basıncı arttıran ve her tekerde eşit fren gücünün oluşmasını sağlayan sistem . BMW
DC - (Direct Current) Doğru akım
DCCSV- (Damper clutch control solenoid valfe) Damper kavrama kontrol selenoid valfi
d / d – devir / dakika . Motorun 1 dakikadaki devir sayısısı
DE - (Drive End) Tahrik sonu
DEC - (Digital Electronic Controller) Dijital Elektronik Kontrolörü
DERM - (Diagnostic Energy Reserve Module) Arızacılık enerji rezerv modülü
DFI - (Direct Fuel Injection) Direkt yakıt enjeksiyonu
DI - (Distributor Ignition) Distribütörlü ateşleme
DIA - (Diameter) Çap
DIC - (Driver Information Center) Sürücü danışma merkezi
DIN – (deutsche industrie norm ) Alman endüstri normu 1 DIN = 1,12 SAE
DIS - (Direct (distributorless) Ignition System -replaced with EI) Direkt distribütörsüz ateşleme
DIST - (Distributor) Distribütör
DLC - (Data Link Connector) Veri hattı bağlantısı-Veri bağlantı soketi
DLI- (Distributorless ıgnition) Distribütörsüz ateşleme
DOE - (The Department of Energy) Enerji Bölümü
DOHC - (Double Overhead Camshaft) Üstten çift kam mili
DOL - (Data Output Line) Veri çıkış hattı
DPFE - (Differential Pressure Feedback EGR) Diferansiyel basınç geri besleme
DRİVE BY WİRE – Elektronik gaz kontrol sistemi ( TOFAŞ )
DPI - (Dual Plug Inhibit) Çift fişli önleyici
DRB - (Diagnostic Readout Box) Teşhis okuma kutusu
DRL - (Daytime Running Lamps) Gün ışığında çalışan lamba
DSA- (Dynamic stability assistance) Dinamik denge desteği
DSC - ( Dynamic stability Control )ESP ile aynı prensipte, dört tekerleğin yola en güvenli şekilde basmasını sağlayan sistem. Elektronik stabilite sistemi ağırlıklı olarak BMW'de kullanılır. viraj dışındaki kritik fren anında karşı moment uygulayarak arka tarafın savrulmasını önler.
DSG – BMW’de kullanılan otomatik olarak vites değiştirmeye olanak sağlayan sıralı manuel şanzuman (Bkn: Yarı otomatik şanzuman)
DSP – ( Dynamic Shift Program ) Ayarlarını sürücünün kullanım tarzına göre değiştiren gelişmiş otomatik şanzuman
DSS - (Downshift Solenoid) Aşağı kaydırma solenoidi
DTC - (Diagnostic Trouble Code) Teşhis güçlük kodu
DTI – Opel ‘in kullandığı direk enjeksiyonlu yakıt sistemi
DTM - (Diagnostic Test Mode) Teşhis deney modu
DTR - (DISTRONIC) Otoyol ve benzeri yollarda, aracı belli bir hızda tutmak için sürücüye destek sunan sistem: Eğer önde başka bir araç yoksa tempomat gibi çalışır. Önde başka araç olması durumunda ise öndeki araçla olması gereken asgari mesafeyi korumanız için hızı düşürür.
DVOM - (Digital Volt-Ohmmeter) Dijital volt-ohm metre
DynAPS - (Dinamik trafik yönlendirmesi) Navigasyon sistemi tarafından hesaplanan hedefe yönlendirme planını, mevcut trafik durumuna uygun hale getiren sistem.




E

E4OD - (Electronic 4-Speed Overdrive) Elektronik 4 hızlı aşırı hız
EAC - (Electronic Air Control -replaced with AIR) Elektronik hava kontrolü
EAIR - (Electronic Secondary Air Injection) Elektronik ikinci hava enjeksiyonu
EAS – ( Electronic Active Steering ) Ön tekerleklerin ani direksiyon hareketleri sebebiyle yol tutuşu bozmasını engellemeye çalışan aktif direksiyon sistemi.
EASY GO – Anahtarsız sürüş sistemi ( TOFAŞ )
EBCM - (Electronic Brake Control Module) Elektronik fren kontrol modülü
EBD – (Electronic brake distribütör ) Elektronik fren dağılımı. Fren gücünün 4 tekerlekte eşit olmasını sağlayan hidrolik dağılımlı destek sistemi.
EBTCM - (Electronic Brake and Traction Control Module) Elektronik fren ve çekiş kontrol modülü
EBP - (Exhaust Back Pressure) Egzoz geri basıncı
EBV: Fren hidroliğinin basıncını ve dağılımını kontrol eden supap sistemi.
E&C - (Entertainment and Comfort) Eğlence ve konfor
ECA - (Electronic Control Assembly -replaced with PCM) Elektronik kontrol grubu
ECAT - (Electronically Controlled Automatic Transmission) Elektronik kontrollü otomatik transmisyon
ECC - (Electronic Climate Control) Elektronik iklimlendirme kontrolü
ECE - (Economic Comission for Europe) Avrupa Ekonomik Komisyonu
ECE - (Electrical and Computer Engineering) Elektrik ve bilgisayar mühendisliği
ECFI- (Electronıc controled fuel injection) Elektronik kontrollü yakıt enjeksiyonu
ECI - (Extended Compressor at Idle) Rölantide uzatılmış kompresör
ECL- (Engıne coolant level) Soğutma suyu seviyesi
ECM - (Electronic Control Module) Elektronik kontrol modülü
ECM - (Engine Control Module) Motor kontrol modülü
ECOTEC: GM'in gelistirdigi çevreci ve ekonomik özelliklerde teknoloji saglayan motor.
ECS - (Emission Control System) Emisyon kontrol sistemi
ECS – ( Early Crash System ) Ön tamponda bulunan ve çarpışmanın şiddetini ölçen sensör sistemi ( TOFAŞ )
ECT - (Engine Coolant Temperature (Switch, Sensor) Soğutma suyu sıcaklığı
ECU - (Electronic Control Unit) Elektronik kontrol ünitesi
EDC - (Elektronik diferansiyal kontrolü)EDS'nin BMW'deki adıdır
EDIS - (Electronic Direct Ignition System -replaced with EI) Elektronik direkt enjeksiyon sistemi
EDLS-Özellikle arkadan itişli otomobillerde, tekerleklerin eşit güçte dönmesini sağlayan elektro-mekanik diferansiyel kilit sistemi.
EDS (Elektronik diferansiyel kilidi)Çekiş sağlayan tekerleklerden biri boşa dönerse, EDS diğer tekere daha fazla tutuş veriyor.
EEC - (Electronic Engine Control) Elektronik motor kontrolü
EEPROM- (Electronically Erasable Programmable Read Only Memeory)Elektronik olarak silinebilir programlanabilir ROM
EEVIR - (Evaporator Equalized Values In Receiver
EFE - (Early Fuel Evaporation) Erken yakıt buharlaşması
EFI - (Electronic Fuel Injection) Elektronik yakıt enjeksiyonu
EGO - (Exhaust Gas Oxygen -replaced with O2S) Egzoz gazı oksijeni
EGOG - (EGO Ground) EGO topraklama
EGR - (Exhaust Gas Recirculation) Egzoz gazı çevrimi Dizel araçlarda bulunan ve egzoz gazındaki is parçacıklarını yakalamak için ek bir sistemdir.
EGRC - (Exhaust Gas Recirculation Control) Egzoz gazı devridaim kontrolü
EGRT - (Exhaust Gas Recirculation Temperature (switch)) Egzoz gazı devridaim sıcaklık anahtarı
EGRTV- (Exhaust Gas Recirculation Thermal Vacuum Valve) Egzoz gazı devridaim ısıl vakum valfi
EGRV - (Exhaust Gas Recirculation Vent) Egzoz gazı devridaim havalandırma
EGTS - (Exhaust Gas Temperature Switch -replaced with EGRT) Egzoz gazı sıcaklık anahtarı
EHB : Elektro Hidrolik Fren Sistemleri
EI - (Electronic Ignition -includes Distributorless Ignition System, formerly DIS) Elektronik ateşleme distribütörsüz dahil
ELC - (Electronic Level Control) Elektronik seviye kontrolü
ELC – (Electronic locked clutch) Elektronik kilitli kavrama
ELR - (Emergency Locking Retractor) Güvenlik kilit geri çekicisi
EMB - (Electromagnetic Brakes) Elektro mekanik frenler
EMF - (Electromotive Force (voltage)) Elektromotiv kuvvet
EMI - (Electromagnetic Interference) Elektromanyetik karışma
EMR - (Electronic Module Retard) Elektronik modül gecikimi
EOT - (Engine Oil Temperature) Motor yağ sıcaklığı
EPA - (Environmental Protection Agency) Çevre koruma örgütü
EPC - (Electronic Pressure Control) Elektronik basınç kontrolü
EPR - (Exhaust Pressure Regulator) Egzoz baısnç regülatörü
EPT - (EGR Pressure Transducer (replaced with PFE)
EPROM - (Erasable Programmable Read Only Memory) Silinebilir programlanabilir ROM
EPS – (Electronic power steering) Elektronik kumandalı hidrolik direksiyon Hidrolik destekli ve hıza duyarlı elektrik motorlu direksiyon sistemi.
ESC - (Electronic Spark Control) Elektronik kıvılcım kontrolü
ESD - (Electrostatic Discharge) Elektrostatik deşarj
ESP – ( Electronic stabilty program ) Elektronik denge programı . Savrulma , ani direksiyon kırma gibi dengesizlik durumlarında devreye girerek dört tekerleğin her birine farklılaşmış halde frenleyici bir tork uygulayarak aracın hareketini düzeltir. gerektiğinde tek bir tekerleğe bile fren yaptıran ve amortisörlerin hareketini de kontrol eden sistem.
EST - (Electronic Spark Timing) Elektronik kıvılcım zamanlaması
ETACS- (Electronic tıme , alarm control system ) Elektronik zaman alarm kontrol sistemi
ETBE - (Ethyl Tertiary Butyl Ether ) Etil tertiari bütil eter
ETC - (Electronic Temperature Control) Elektronik sıcaklık kontrolü
ETC: (Electronic Traction Control) Elektronik çekis kontrol ve düzeltme sistemi.
ETCC - (Electronic Touch Climate Control) Elektronik dokun matik klima kontrol
ETR - (Electronically Tuned Receiver) Elektronik ayarlı alıcı
ETRTO- ( European Tire and Rim Technical Organization) Avrupa Lastik ve Jant Teknik Organizasyonu
Euro NCAP – ( European New Car Assesment Programme ) Avrupa yeni araç değerlendirme programı . Otomotiv sektörünün güvenlik konusundaki tüm testlerinin yapıldığı bağımsız bir kuruluş. Yarış otomobillerindn binek otomobillere kadar her tür otomobilin önden , yandan çarpışma testlerinin yanı sıra yayaya çarpma ve çocuk güvenliğide Euro NCAP laboratuvarlarında yapılan çarpma testlerinde değerlendirmeye alınıyor. Yapılan değerlendirmelerin tamamı kamu oyuna açıklanıyor . Bir otomobilin Euro NCAP testlerinden alabileceği en yüksek puan 5 yıldız . Bu bağımsız testlerden en yüksek puanı almak otomotiv firmaları için önemli bir prestij öğesi . Testlerden elde edilen veriler otomobillerin daha güvenli hale getirilmesi için kullanılıyor. Böylece her yeni çıkan model bir öncekinden daha güvenli hale geliyor.
EV – (Electric Vehicle ) Elektrikli araç
EVAP VALVE- ( Evaporatör purge control solenoid valve) Buhar kontrol solenoid valfi
EVAP - (Evaporative Emission) Evaporatif emisyon
EVAP Canister Purge - (Evaporative Emmision Canister Purge
EVIC - (Electronic Vehicle Information Center) Elektronik taşıt danışma merkezi
EVO - (Electronic Vehicle Orifice) Elektronik taşıt orifisi
EVP - (EGR Valve Position) EGR valf konumu
EVR - (EGR Vacuum Regulator) EGR vakum regülatörü
EXH - (Exhaust) Egzoz


F

FATC- (Full automatic Temperature control) Otomatik klima
FAV – (Fun activity vehicle)
FC - (Fan Control) Vantilatör kontrolü
FBC - (Feedback Carburetor) Geribesleme karbüratörü
FDBK - (Feedback) Geribesleme
FDC - (Fuel Data Center) Yakıt veri merkezi
FDR : Araç Dinamik Kontrolü Özellikle virajlarda ve ani yol değişikliklerinde FDR sistemi, yıldırım hızı ile motor, şanzıman ve frene müdahale ederek aracın savrulmasını önler. FDR sisteminin can noktası olan devir sensörü havacılıktan alınmış ve Bosch tarafından otomobiller için modernize edilmiştir.
FED - (Federal (except California)) Federal, kalifornya hariç
FF - (Flexible Fuel) Esnek yakıt
FI - (Fuel Injection) Yakıt enjeksiyonu
FIPL - (Fuel Injection Pump Lever) Yakıt enjeksiyon pompası kolu
FİAT – ( Fabbrico İtaliano Automobili Torino )
FMEM - (Failure Mode Effects Management) başarısız modu etki yönetimi
FMVSS - (Federal Motor Vehicle Safety Standards) Federal motorlu taşıt güvenlik standartları
FP - (Fuel Pump) Yakıt pompası
FPM - (Fuel Pump Monitor) Yakıt pompası monitörü
FPS – Yangın önleme sistemi ( tofaş ) Birçok otomobilde sadece küçük bir yangın tüpü şeklinde, yarış otomobillerinde ise çesitli noktalara çelik borular içinden söndürücü gaz püskürten yangın önleme sistemi.
FPRC - (Fuel Pressure Regulator Circuit) Yakıt basıncı regülatör devresi
FRC - (Forced) zorlanmış
FR-V – ( Family Recreation Vehicle ) Aile dinlence aracı hondanın modeli
FSI – (Fuel stratified injection)Doğrudan enjeksiyon gerçekleştiren, fakat yüksek oktanlı benzinlerle çalışan motor (Vw Grubu'nda sıkça kullanılmaktadır). Kademeli benzin enjeksiyonu. VW tarafından geliştirilen sistemde yakıt, ateşlemeden hemen önce direkt olarak yanma odasına iletiliyor. Katmanlı direk benzin enjeksiyonu
FT - (Fuel Trim) Yakıt kesme
FTP - (Federal Test Method) Federal test metodu
FTP - (Federal Test Procedure) Federal test yöntemi
FWD - (Front Wheel Drive) Önden çekişli


G

GA - (Gage) Gösterge
GCW - (Gross Combination Weight) Yalın birleşik ağırlık
GDI - (Gasoline Direct Injection)Direkt benzin enjeksiyonlu mitsubishinin kullandığı sistemdir.
GEN - (Generator) Jeneratör
GHGs - (Greenhouse gases) Sera gazları
GND - (Ground) Zemin, toprak, şase
GPS (Global Positioning System) Uydu sinyalleri ile uygun alıcılar üzerinden coğrafi olarak nerede olduğunuzu gösteren sistem. Navigasyon uygulamalarında kullanılır.
GTC – ( Gran turismo compact ) ( opel astra modeli )
GVWR - (Gross Vehicle Weight Rating) Yalın taşıt ağırlığı derecelendirmesi


H

H - (Hydrogen) Hidrojen
H2O - (Water) Su
HBA – ( Hydraulic Brake Assist ) Hidrolik Fren destek sistemi ( tofaş ) ESP sisteminin çalıştığı durumlarda elektronik olarak devreye giren bir sistemdir.
HC - (Hydrocarbons) Hidrocarbonlar
H/CMPR - (High Compression) Yüksek sıkıştırma
HCV - (Heavy Commercial Vehicle) Ağır ticari taşıt
HD - (Heavy Duty) Ağır hizmet
HDC - (Heavy Duty Cooling) Ağır hizmet soğutma
HDC (Hill descent control)Arazi araçlarında kullanılan yararlı bir sistem. Elektronik ayarlı fren ile kontrollü tırmanma sağlanıyor.
HDI - (High Pressure Diesel Injection) Yüksek basınçlı diesel yakıtı enjeksiyonu peugeot firması tarafından geliştirilmiştir
HEGO - (Heated EGO -replaced with HO2S) Isıtılmış EGO
HFC - (High Fan Control) Yüksek vantilatör kontrolü
HFP - (High Fuel Pump) Yüksek yakıt pompası
Hg - (Mercury) Cıva
Hi Alt - (High Altitude) Yüksek irtifa
Hill Holder Sistemi – Yokuş yukarı kalkışlar sırasında aracın kaymasını engelleyen bu sistem geri ve ileri viteste fren pedalından gaz pedalına geçerken 2 sn. süreyle ek bir fren etkisi yapar . Bu etki yokuş aşağı kaymayı önlerken aracın daha güvenli ve konforlu olarak harekete geçmesini sağlar.( TOFAŞ )
HLA- (Hydraulic lash adjuster ) Hidrolik subap ayarlayıcısı
HLC - (Hydraulic Lash Compensator) Hidrolik dalga dengeleyici
HLOS - (Hardware Limited Operating Strategy) Donanım sınırlı çalıştırma stratejisi
HMMWV (High mobility multipurpose wheeled vehicle) çok hareketli çok amaçlı bir tekerli araç. (Hummer)
HO - (High Output) Yüksek çıkış
HO2S - (Heated Oxygen Sensor) Sıcak oksijen sensörü
hp - (Horsepower) Beygir gücü 0,7457 kw'a eş değer güç birimidir.
HPL - (High Pressure Liquid) Yüksek basınçlı sıvı
HPS - (High Performance System) Yüksek performans sistemi
HPV - (High Pressure Vapour) Yüksek basınçlı buhar
HSC - (High Swirl Combustion) Yüksek türbülanslı yanma
HUD - (Heads Up Display) Baş yukarı göstergesi
HVAC - (Heater-Vent-Air Conditioning) Isıtıcı- havalandırma- iklimlendirme
HVACM - (Heater-Vent-Air Conditioning Module) Isıtıcı- havalandırma- iklimlendirme modülü
HVM - (Heater Vent Mondule) Isıtıcı havalandırma modülü
Hz - (Hertz) Hertz


I

IAC - (Idle Air Control) Rölanti hava kontrolü
IAT - (Intake Air Temperature) Emme havası sıcaklığı
iATN - (International Automotive Technicians Network) Uluslararası otomotiv teknisyenleri ağı
IC - (Ignition Control) Ateşleme kontrolü
IC - (Integrated Circuit) Entegre devre
ICM - (Ignition Control Module) Ateşleme kontrol modülü
ICP - (Injection Control Pressure) Enjeksiyon kontrol basıncı
ID - (Identification) Tanımlama
ID - (Inside Diameter) İç çap
IDE (Injection directe essence)Renault'nun benzinli direkt enjeksiyon sisteminin adıdır.
IDI - (Integrated Direct Ignition) Entegre direkt ateşleme
IDM - (Injector Driver Module) Enjektör çalıştırma modülü
IFS - (Inertia Fuel Shutoff) Atalet yakıt kesici
IGN - (Ignition) Ateşleme
IIHS- Otoban güvenliği sigorta enstitüsü
ILC - (Idle Load Compensator) Rölanti yükü dengeleyici
IMRC - (Intake Manifold Runner Control) Emme manifoldu akış kontrolü
INJ - (Injector) Enjektör
INP - (Input) Giriş
INT - (Intake valve) Emme supabı
INT - (Integrator -replaced with ST FUEL TRIM) Entegratör
I/P - (Instrument Panel) Gösterge panosu
IPC - (Instrument Panel Cluster) Gösterge panosu grubu
IPR - (Injector Pressure Regulator) Enjektör basınç regülatörü
IRS (Araç içi koruma sistemi) Çalınma ve hırsızlık durumlarına karşı emniyet sistemi. Kilitli durumdaki aracın camının kırılarak içine müdahale edilmesi durumunda alarmı devreye sokarMERCEDES
ISC - (Idle Speed Control) Rölanti hız kontrolü
ISO - (International Standards Organization) Uluslararası standartlar organizasyonu
ISS - (Input Shaft Speed) Giriş mili hızı
ITS - (Idle Tracking Switch) Rölanti izleme anahtarı
ITS (Inflatable tubular structure)Şişirilebilir hortum formlu yapı. BMW'nin hava yastıklarının işleyişi ve formu ile ilgili terimidir. Hayat kurtaran hava yastıkları, hortum görünümünde ve A-sütununa monte edilmiş. Yandan çarpışma anında bir gaz jeneratörü yardımı ile şişiriliyor
İVECO – ( İndustrial vehicle corporation )
IVS - (Idle Validation Switch) Rölanti geçerlilik anahtarı
IVSC - (Integrated Vehicle Speed Control) Entegre taşıt hızı kontrolü


J

JIS - (Japanese Industrial Standart) DIN ile aynı seviyedeki Japon endüstri normu.
JTD – (Unijet turbo dizel)Fiat ve alfa romeonun dizel araçlar için kullandığı direkt enjeksiyonlu yakıt sistemi


K

KAM - (Keep Alive Memory) Canlı hafıza
KAPWR - (Keep Alive power) Canlı güç
kHz - (Kilohertz) Kilohertz
KOEO - (Key On Engine Off) Düğme açık motor kapalı
KOER - (Key On Engine Running) Düğme açık morot çalışıyor
kPa - (Kilopascals) Kilopaskal
KS - (Knock Sensor) Vuruntu sensörü


L

L- (Leaded) Kurşunlu
L4 - (Four Cylinder Inline Engine) Sıra dört silindirli motor
LV8 - (Load Variable) Yük değişken
LCD - (Liquid Crystal Display) Sıvı kristal gösterge
LCR VALVE- (Load conscious reducing valve) Yük algılayıcı indirgeme valfi
LCV - (Light Commercial Vehicle) Hafif ticari taşıt
LDT - (Light Duty Trucks) Hafif hizmet kamyonu, kamyonet
LDV - (Light Duty Vehicle) Hafif hizmet taşıtı
LED - (Light Emitting Diode) Işık soğurmalı diyot
LEV - (Low Emission Vehicle) Düşük emisyonlu taşıt
LFC - (Low Fan Control) Düşük vantilatör kontrolü
LFP - (Low Fuel pump) Düşük yakıt pompası
LH- (Left hand) Sol taraf
LMP : Lityum metal polimer batarya
LSD- (Limited slip diferantial) Sınırlı kaymalı diferansiyel
LSP VALVE- (Load sensing proportioning valve) Yük algılamalı dağıtım valfi
LT - (Long Term (Fuel Trim)) Uzun dönem yakıt kesme
LTPWS - (Low Tire Pressure Warning System) Düşük basınç uyarı sistemi


M

MAF - (Mass Air Flow) Kütle hava akışı, debi , hava akış sensörü
MAN – ( Maschinenfabrik augsburg-nürnberg )
MAP - (Manifold Absolute Pressure) Manifold mutlak basıncı
MAT - (Manifold Air Temperature -replaced with IAT) Manifold hava sıcaklığı
MC - (Measuring Core) Ölçme özü
MC - (Mixture Control) Karışım kontrolü
MCU - (Microprocessor Control unit -replaced with PCM) Mikroişlemcili kontrol ünitesi
MD - (Modulated Displacement) Değiştirilmiş strok hacmi
MDP - (Manifold Differential Pressure) Manifold diferansiyel basıncı
MECS - (Mazda Electronic Control System) Mazda Elektronik kontrol Sistemi
MEMCAL - (Memory Calibration) Hafıza ayarı
MFI - (Multiport Fuel Injection) Çok delikli yakıt enjeksiyonu
MIC - (Mechanical Instrument Cluster) Mekanik gösterge grubu
MIL - (Malfunction Indicator Lamp) arıza gösterge lambası
MLP - (Manual Lever Position) El levyesi konumu
MP- (Motor position) Motor pozisyon sensörü
MPI - (Multiport Fuel Injection) Çok delikli yakıt enjeksiyonu
MPV (Multi Purpose Vehicle): Ticari kullanima da dönüstürülebilen çok amaçli binek araç. Van sinifi araçlarin tümüne MPV denilebilir. Micro MPV'den macro MPV'ye kadar bir çok çesidi vardi. Bu kategoride yer alan araçlardan bazıları Opel Zafira ve Toyota Yarış Verso.
ms - (Millisecond) Milisaniye
MSFF - (Miles Since First Fail) İlk arızadan bu yana gidilen mil
MSLF - (Miles Since Last Fail) Son arızadan bu yana gidilen mil
MSR (Motor tork düzenleyici)MSR, debriyaja basılmadan motorun torkunun çekiş sağlayan tekerlere iletilmesini engelliyor. Bu sırada motor devri kısa süreli olarak artıyor
MST - (Manifold Surface Temperature) Manifold yüzey sıcaklığı
M / T – (Manuel transaxle) Düz şanzuman
MTBE - (Methyl Tertiary Butyl Ether ) metil tertiari bütil eter
MTV - (Manifold Tuning Valve) Manifold ayarlama valfi
MV - (Megavolt) Megavolt
mV - (Millivolt) Milivolt
MVLPS - (Manual Valve Lever Position Sensor) El levyesi konum sensörü
MVZ SWİTCH- (Manifold vacum zone switch) Manifolt vakum bölgesi sviçi


N

NAAO - (North American Automotive Operations) Kuzey Amerika otomotive işlemleri
NC - (Normally Closed) Normalde kapalı
NEG - (Negative) Negatif, eksi
NGV – ( Natural Gas Vehicle ) Doğal gazlı araç
NLGI - (National Lubricating Grease Institute) Milli yağlama gresi Enstitüsü
N-m - (Newton Meters) Newton Metre
NO - (Normally Open) Normalde açık
NOx - (Nitrogen Oxides) Azot oksitleri


O

O2 - (Oxygen) Oksijen
O2S - (Oxygen Sensor) Oksijen sensörü
OBD - (On Board Diagnostics) Göstergeden arıza teşhisi
OBD II - (On Board Diagnostics, Generation 2)
OC - (Oxidation Catalytic Converter) Oksidasyon katalitik konvertörü
OD - (Outside Diameter) Dış çap
O / D - (Over drive) Aşırı hız veya hız aşımı
OE - (Original Equipment) Orijinal ekipman
OEM - (Original Equipment Manufacturer) Orijinal ekipman imalatçısı
OH- (Over hall) Onarım
OHC - (Overhead Camshaft) Üstten kam mili
OL - (Open Loop) açık devre
ORC - (Oxidation Reduction Converter) Oksidasyon azaltma konvertörü
OTIS - (Overhead Travel Information System) Baş yukarısı seyahat bilgi sistemi


P

PAG - (Polyalkylene Glycol) Polialkilen Glikol
PAIR - (Pulsed Secondary Air Injection) Darbeli ikinci hava enjeksiyonu
PASS - (Personalized Automotive Security System) Kişiselleştirilmiş otomotiv güvenlik sistemi
PCM - (Powertrain Control Module) Güç aktarma organları kontrol modülü
PCS - (Pressure Control Solenoid) Basınç kontrol solenoidi
PCV - (Positive Crankcase Ventilation) Pozitif karter havalandırma, üst karter havalandırması
PDC (Parktronic; Park Distance Control): Otomobilin tampon hizasinda ses dalgalari ile bosluk kontrolü yaparak çalisan park yardim sistemi.Arka tampondaki sensörler, sürücüye otomobil ile engel arasındaki mesafeyi tonlarla uyararak belirtir (echolot-prensibi). Engel ne kadar yaklaşırsa ton kadar hızlanıyor
PFE - (Pressure Feedback EGR) Basınç geri besleme EGR
PFI - (Port Fuel Injection) Port yakıt enjeksiyonu
PG- (Pulse Generatör) Sinyal üretici
PID - (Parameter Identification) Parametre tanımlama
PIP - (Profile Ignition Pickup -replaced with CKP) Profil ateşleme alıcısı
PKE - (Passive Keyless Entry) Pasif anahtarsız giriş
PM - (Permanent Magnet) Sabit mıknatıs
PMD - (Pump Mounted Driver) Pompa montajlı sürücü
P/N - (Part Number) Parça numarası
PNP - (Park/Neutral Position) Park/nötr durumu
POM - (Polycyclic Organic Matter) Polisayklik organik madde
POS - (Positive) Pozitif
POT - (Potentiometer) Potansiyometre
PROM - (Programmable Read Only Memory) Programlanabilir ROM
PRV- (Pressure relief valve) Basınç tahliye valfi
PS - (Power Steering) Güç direksiyonu, hidrolik direksiyon
PS- ( Pferde Starke ) Beygir gücü
PSM – ( Porsche stabilty menagement ) porshce patentindeki ESP sistemi
PSOM - (Programmable Speedometer/Odometer Module) Programlanabilir hız metresi modulü
PSP - (Power Steering Pressure) Güç direksiyonu basıncı, hidrolik direksiyon basıncı
PTC - (Pending Trouble Code) Belirsiz arıza kodu
PTO - (Power take off shaft)) Güç çıkışı, kuyruk mili
PTU - (Part Throttle Unlock) Kısmi gaz açma
PWM - (Pulse Width Modulation) Darbe genişliği modülasyonu


Q

QDM - (Quad Driver Module) Dörtlü sürücü modülü


R

RABS - (Rear Antilock Brake System) Arka ABS
RAM - (Random Access Memory)Rastgele erişimli bellek
RAP - (Retained Access Power)
RDC (Lastik basınç kontrolü)Dört teker içindeki basınç ve sıcaklığı denetler. Sistem, basınç azalmasını sürücüye iletir (kokpitteki gösterge) ve lastiklerin zarar görmesini önler
RE- (Replace) Değiştirme
REDOX - (Reduction Oxidation Catalytic Converter)
REF - (Reference) Referans
RF - (Radio Frequency) Radyo Frekansı
RFI - (Radio Frequency Interference) Radyo Frekans paraziti
RFG - (ReFormulated Gasoline) Yeniden formüle edilmiş benzin
RH- (Right hand) Sağ taraf
RKE - (Remote Keyless Entry) Uzaktan kumandalı anahtarsız giriş
RM - (Relay Module) Röle modülü
ROM - (Read Only Memory)Yalnızca okunabilir bellek
ROPS (Roll over protection sistem)Volvo C70 cabrio'da kullanılan takla koruma sistemi. Aracın takla atması durumunda arka başlıkların arkasında iki adet koruma çıtası, arkadaki yolcuların ağır baş yaralanmalarından korunmasını sağlar.
RPM - (Revolutions Per Minute) dakikadaki devir sayısı
RPO - (Regular Production Option) Noral üretim seçeneği
RTD - (Real Time Dampening) Gerçek zaman nemlendirmesi
RTN - (Return) Dönüş
RTV - (Room Temperature Vulcanizing) Oda sıcaklığında sertleştirme
RVP - (Reid Vapour Pressure) Reid buhar basıncı
RWAL - (Rear Wheel Anti-lock) Arka ABS
RWD - (Rear Wheel Drive) Arka tekerleklerden tahrikli


S

SAE - (Society of Automotive Engineers) Amerikan Otomotiv mühendisleri birliği
SAW - (Spark Angle Word) Kıvılcım açısı işareti
SAV (Sports Activity Vehicle): Sportif özellikleri çok öne çikarilmis, iri, arazi tipli binek araç. Sportif aktivite aracı. Bu terim BMW tarafından arazi aracı X5 için özel olarak kullanılmış. Nedeni ise, X5'in gerçek bir arazi aracı ile konforlu bir otomobil karışımı olması
SBDS - (Service Bay Diagnostic System) Servis bölümü teşhis sistemi
SBEC - (Single Board Engine Controller -replaced with PCM) tek bordlu motor kontrolörü
SBS - (Supercharger Bypass Solenoid) Süperşarjer kısa devre solenoidi
SBT - (Serial Bus Traveller) Seri büs esyahat edici
SC - (Supercharger) Süperşarjer
SCB - (Supercharger Bypass Süperşarjer kısa devresi
SCSV- (Shift control solenoid valve) Vites kontrol selenoid valfi
SDM - (Sensing and Diagnostic Module) algılama ve teşhis modülü
SDI (Saugdiesel Direct Injection): VW'nin turbo olmayan direkt enjeksiyonlu dizel motorlarinda kullanilan bir sistemin ismi. SDI (Emmeli dizel direct enjeksiyon
SDV - (Spark Delay Valve) Kıvılcım geciktirme valfi
SEFI - (Sequential Electronic Fuel Injection -replaced with SFI) Sıralı elektronik yakıt enjeksiyonu
SEO - (Special Equipment Option) Özel ekipman seçeneği
SES - (Service Engine Soon -replaced with MIL) Servis motoru bozukluk göstergesi
SFI - (Sequential Multiport Fuel Injection) Sıralı çok portlu yakıt enjeksiyonu
SHO - (Super High Output) Süper yüksek güç
SIG RTN - (Signal Return) Sinyal dönüşü
SIL - (Shift Indicator Lamp) Vites değiştirme gösterge lambası
SIPS – ( Side impact protection system ) Volvo yan darbe korma sistemi Ön koltukların altında enlemesine ve B direklerinde diklemesine bulunan yüksek dayanıklığı olan çelik barlar ile yan havayastıklarının oluşturduğu sistem.
SIR - (Supplemental Inflatable Restraint) İlave şişirilebilir trtucu
SLS: Lüks otomobillerde ve Off-road araçlarinda kullanilan, aracin yüksekligini otomatik olarak ayarlayan sistem.
SL SWITCH- (Stop lamp Switch) Stop lambası svici , Fren müşürü
SMEC - (Single Module Engine Controller -replaced with PCM) tek modüllü motor kontrolörü
SNSR - (Sensor) Sensör, algılayıcı, duyar eleman
SO2 - (Sulphur Dioxide) kükürt dioksit
SOHC - (Single Over Head Camshaft) Üstten tek kam mili
SPD - (Speed) Hız
SPOUT - (Spark Output) Kıvılcım çıkışı
SRC - (Selective Ride Control) Seçilebilir sürüş kontrolü
SRS - (Supplemental Restraint System) Tamamlayıcı sınırlayıcı sistem, Yardımcı emniyet Sistemi Olası bir kazada havayastığı ve aktif gergili emniyet kemerlerinin birlikte çalışmasını, gaz pedallarının ileriye doğru katlanmasını sağlayan tüm ek güvenlik sisteminin ismi. Bahsedilen, emniyet kemeri yerine değil onunla birlikte kullanılması gereken ve yolcuları koruyan hava yastıklarıdır.
SRSCM- (Aır bag Control modülü) Hava yastığı kumanda modülü
SRI- (Servıce Reminder Indıcator) Servis ikaz lambası
SS - (Shift Solenoid) Vites değiştirme solenoidi
ST - (Scan Tool)Test cihazı, (arıza) Tarama takımı
STI - (Self Test Input) Kendi kendine test girişi
STO - (Self Test Output) Kendi kendine test çıkışı
STS - (Service Technicians Society) Servis teknisyenleri birliği
SULEV - (Super Ultra Low Emission Vehicle)Süper ötesi düşük emisyonlu taşıt
SUV (Sport utility vehicle) Sportif zevk aracı. SAV ile benzer amacı taşıyor. Bu kategoride yer alanlardan bazıları: Honda HR-V, Toyota RAV4 veya Subaru Forester
SW - (Station Wagon) Kombinasyonlu araç


T

T - (Turbo) Turbo
T / A (Transaxle) Şanzuman
TAB - (Thermactor Air Bypass -replaced with AIRB) Termeaktör hava kısa devresi
TAC - (Throttle Actuator Control) Ventüri uyartım kontrolü
TAD - (Thermactor Air Divert -replaced with AIRD) Termeaktör hava saptırıcı
TACH - (Tachometer) Takometre
TAP - (Transmission Adaptive Pressure) Transmisyon uyumlu basınç
TAS (Travel Assist System): Bu sistem bağlı olduğu GSM hattı sayesinde kaza ve arıza hallerinde markanın merkezine GPS'te belirlediği koordinatlarla birlikte yardım mesaji gönderiyor.
TB - (Throttle Body) Ventüri boğazı,Gaz kelebeği gövdesi
TBA - (Tertiary Butyl Alcohol) Tertiari bütil alkol
TBI - (Throttle Body Fuel Injection) Ventüri boğazı yakıt enjeksiyonu
TC - (Turbocharger) Türboşarjer, aşırı doldurucu
TC (Traction Control): ASR ile ayni görevi yapan bir sistem. ABS yardimi ile yeri geldiginde fren uygulayarak çekisin basarisini artiriri. Opel'in ASR sisteminin adıdır.
TCC - (Torque Converter Clutch) Tork konverter kavraması
TCIL - (Transmission Control Indicator Lamp) Transmisyon kontrol gösteresi lambası
TCL - (Traction Control) Çekiş kontrolü
TCM - (Transmission Control Module) Transmisyon kontrol modülü
TCS - (Traction Control System) Çekiş kontrol sistemi veya itişin olduğu herhangi bir tekerleğin boşa dönmesini engelleyen kontrol sistemi.
TCS - (Transmission Control Switch) Transmisyon kontrol anahtarı
TDC - (Top Dead Center) Üst ölü nokta
TDCI – (turbo diesel common rail injection)Fordun kullandığı common rail sistemi
TDI - (Turbo Direct Injection) Direkt enjeksiyonlu turbo ( audi , vw , seat skodanın kullandığı crdi sistemi )
TEMP - (Temperature) Sıcaklık
TFI - (Thick Film Integrated -replaced with DI) kalın film entegreli
TFT - (Transmission Fluid Temperature) Transmisyon sıvısı sıcaklığı
THM - (Turbo Hydra-Matic) Turbo Hidra-Matik
TIR – ( Transport İnternational Routiel ) Uluslar arası karayolu taşımacılığı
TLEV - (Transitional Low Emission Vehicle) Geçiş süreci düşük emisyonlu taşıtı
TOT - (Transmission Oil Temperature) Transmisyon yağı sıcaklığı
TP - (Throttle Position) Gaz konumu, Gaz kelebeği pozisyonu
TPS- (Throttle position sensor) Gaz kelebeği pozisyon sensörü
TPI - (Tuned Port Injection) ayarlı port enjeksiyonu
TPM - (Tire Pressure Monitor) Lastik basıncı monitörü
TR - (Transmission Range) Transmiston aralığı,Vites seçici
TRUST (Traktion und stabilitaet) TRUST, ESP'nin Smart'ta kullanılan adıdır.
TS (Twin Spark): Alfa Romeo'nun silindir basina 2 buji kullanilan modellerine verilen ad.
TSS - (Transmission Speed Sensor) Transmisyon hız sensörü
TV - (Throttle Valve) Gaz kelebeği
TVS - (Thermal Vacuum Switch) Isıl vakum anahtarı
TVV - (Thermal Vacuum Valve) Isıl akum valfi
TWC - (Three Way Catalytic Converter) Üç yollu katalitik konvertör
TXV - (Thermal Expansion Valve) Isıl genleşme valfi


U

UART - (Universal Asynchronous Receiver-Transmitter) Üniversal asenkron alıcı-aktarıcı
UCC- (Under floor catalytic onvertor) Alt katalitik konvektör
UD - (Underdrive) Sürüş altı
UL- (Unleaded) Kurşunsuz
ULEV - (Ultra Low Emission Vehicle) Çok düşük emisyonlu taşıt
ussp Amerika yeni araç değerlendirme programı


V

V - (Volts) Volt
VAC - (Vacuum) Vakum
VAF - (Volume (or Vane) Air Flow) Hacimsel veya kanatçık hava akışı
VANOS (Variable Nockenwellen Steuerung): BMW tarafindan gerçeklestirilmis degisken zamanli supap, supap iticileri ve eksantrik kontrol sistemi. BMW'nin teknolojik bir diğer özelliği. Sübapların açılma ve kapanma anları değişkendir. Düşük devirlerde daha fazla tork ve yüksek devirlerde daha fazla güç sağlanıyor Bu sistem, emme ve egzoz manifoldlarindaki gaz akisini da kontrol ediyor. (Değişken eksantrik ateşlemesi)
VAT - (Vane Air Temperature -replaced with IAT) Kanatçık hava sıcaklığı
VATS - (Vehicle AntiTheft System) Taşıt hırsız önleme sistemi
VCC - (Viscous Converter Clutch) Viskoz konvertör kavraması
VCM - (Vehicle Control Module) Taşıt kontrol modülü
VCRM - (Variable Control Relay Module) Değişken kontrol rölesi modülü
VDC (Vehicle dynamics control)Subaru'nun dört çeker araçları için sürüş dinamiği düzenleyicisinin adıdır FDR sistemi ile aynıdır, yıldırım hızı ile motor, şanzıman ve frene müdahale ederek aracın savrulmasını önler
VDOT - (Variable Displacement Orifice Tube) Değişken yer değiştirme orifis tüpü
VDV - (Vacuum Delay Valve) vakum geciktirme valfi
VECI - (Vehicle Emission Control Information (label) Taşıt emisyon kontrol bilgi etiketi
VF - (Vacuum Flourescent) Vakum floresant
VGT – Değişken geometrili turbo
VIN - (Vehicle Identification Number) taşıt kimlik numarası
VMV - (Vacuum Modulator Valve) Vakum modülatör valfi
VNT - (Variable Nozzle Turbocharger) Değşken lüleli türboşarjer
VOTM - (Vacuum Operated Throttle Modulator) Vakumla çalışan gaz kelebek modülatörü
VPWR - (Vehicle Power) Taşıt gücü
VR - (Vacuum Regulator) Vakum regülatörü , Voltaj regülatörü
VREF - (Voltage Reference) voltaj referansı
VRV - (Vacuum Reducer Valve) Vakum azaltma valfi
VRIS - (Variable Resonance Induction System) değişken rezonanslı indüksiyon sistemi
VSA – Araç denge kontrol sistemi ( HONDA )
VSC – ( Vehicle stability control system ) Toyota'nın ESP için kullandığı isim
VSS - (Vehicle Speed Sensor) Taşıt hız sensörü
VTA - (Vehicle Theft Alarm ) Taşıt hırsız alarmı
VTEC - (Variable-valve timing and electronic-lift control) Değişken Zamanlamalı Supap Kontrol SistemiHONDA
VTG (Variable turbin geometrie)Değişken türbin geometrisi. Turbo yükleyicisinin türbin kanatları ayarlanabiliyor. Düşük devirlerde daha yüksek tork üretiliyor. Yüksek devirlerde kanatlar, akıma paralel durumda bulunuyor. Atık gaza karşı gelen basınç azaltılır ve yakıt tüketimine olumlu bir etki sağlanır.AUDİ
VTSS - (Vehicle Theft Security System) Taşıt hırsız güvenlik sistemi
VVC (Variable valve control) Rover'in VANOS versiyonudur.
VVT - (Variable Valve Timing) Değişken supap zamanlaması
VVT-i - (continuously Variable intake Valve Timing) Sürekli değişken emme supabı zamanlaması Toyota'nın VANOS versiyonudur.


W

WAC - (Wide Open Throttle A/C Cutoff) Tam gaz klima kapatma
W/B - (Wheelbase) Dingiller arası mesafe
WHIPS – ( Whiplash protection safety seats ) Volvo boyun zedelenmesini önleme sistemi Arkadan gelecek kaza darbelerinde ön koltukları alttan ön yukarıya doğru kaydırarak, sürücü ve yanındakinin boynundan omuruna zedelenme ortaya çıkarmayan, salıncak hareketi içeren bir sistem Beyin travmalarına karşı koruyucu sistem. Özel olarak üretilen ön koltuklar ile arkadan çarpmalarda omurgaya binen yük absorbe edilir ve yaralanma riski azaltılır.
WOT - (Wide Open Throttle) Tam gaz, Tam açık gaz kelebeği
WSS - (Wheel Speed Sensor) Tekerlek hız sensörü
WTS- (Water temperature sensor) Su sıcaklık sensörü
WU-OC - (Warmup Oxidation Catalytic Converter) Isınma oksidasyon katalitik konvertörü
WU-TWC - (Warmup Three Way Catalytic Converter) Isınma üç yollu katalitik konvertörü


X Y Z

X - (Experimental (vehicle)) Deneysel (taşıt)
ZEV - (Zero Emission Vehicle) Sıfır emisyonlu taşıt
ZTECH - (Zero Emission Technology) Sıfır emisyon teknolojisi